Felek şahindi, ben garip serçe
Kesti yolumu, kaçamıyorum...
Vurdu soluma derin bir pençe
Aldı canımı, uçamıyorum...
Güneş idim, kul etti yıldıza
Bir efsane yazacaktık seninle
Kalemi elime veripte gittin...
El-alem imrenecekti yeminle
Defteri ateşe seripte gittin...
Bülbül olurdum kendimce dalına
Sözlerinle ağlattın gülüşümü.
Sevginin zulümden kaldı mı, farkı...
Gözlerinle kararttın güneşimi.
Sevginin zulümden kaldı mı farkı...
Aydınlık bahtıma, sürdün karayı.
Bu derdimin çaresi, yalnız sen de
Sen anlamazsan, söyle beni kim anlar...
Gülüşün olur, ecelime perde
Sen anlamazsan, söyle beni kim anlar...
Kader sürdü, anlıma karasını
Eylül zamansız vurunca,
Vurup goncanı kırınca
Bir de zemheri sarınca
Mevsimden hesap sorarsın...
Dert pınarın sert akınca
Değer verdim, yanıldım
Kızgınlığım kendime,
Bir dal gibi kırıldım,
Suskunluğum kendime...
Yalnız "o"na meyildim.
Bahardan önce hazana
Serilmiş dallara döndüm...
Sıladan önce fizana
Sürülmüş kullara döndüm...
Bahtım doğuştan karalı
Şeytan, soyunur günaha
Soyunmayana merhaba...
Gece, uyanır sabaha
Doğan güneşe merhaba...
Bahar geldi ömrümüze
Gözleri yıldız, teni kor'du
Hakkım helal, yar ağlamasın...
Kalbim o'na çırpınıp durdu
Hakkım helaldir, ağlamasın...
İçim kan ağlar pare, pare
Baharında kuruyan gül
Eylülden korkar mı, gardaş...
Ecelini arayan kul
Ölümden korkar mı, gardaş...
Kaderi kömür karası




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!