Gibi açılıverdiler
Maviş, Pemboş
Sarı ve kethüda.
Şimdi sizi yemekten söz eden mi var?
Mavi gökkubenin altında
............................(Onat Kutlar’a)
Sisler bastı yine,anacığım
Gökler karanlık..
Vurdular beni,anacığım
Bir al karanfil oldu
Buldum onu Yüksekkaldırım’ın dibinde
Bir çöp kutusuna yaslanmış
Beli kırık, boynu bükük,
Umutları sönmüş,
Gitti gidecek
Bir ummanın maviliklerine.
Boğaz'a çıkan sokakların birinde
Bir manolya gördüm evin bahçesinden sarkmış
'Beni de alıp götürün denize,' diyor
Size rengimi,kokumu veririm
İsterseniz size aşk da veririm
Günün bitiminde
Geçerken bir köşkün kapısından
Uzattık elimizi tuttuk
Pencereden koparttık
Elimizde bir mimoza
Sarı
Yaralı
Küçüktü,ufacıktı
Sonra büyüdü,açıldı
Kardeşi Ahmet'le birlikte
Evlerin neşesi oldu Mine.
İlkokul,orta,lise
Karıncalar sıra sıra yürüyor
Ağaç üstünde serçeler
Hey gidi hercai menekşeler
Dalganız kime
Neden eğlenirsiniz
Kime güler,kime seslenirsiniz
Her sabah evden çıkarken
Beni karşılayan mor zambak
Bu ne zerafet böyle
Bu ne koku
Yanaklarındaki bu ruj lekesi
Bu ne rezalet!
Bir kış günü onu bekler
Köşe başındaki piyangocu
Bir elinde kelebekler
Bir elinde üç nilüfer.
Kar elbette yağar,üstelik
IV.
Annem benim
Terk ettiğim
Annem benim
Unuttuğum




-
Melaike Hüseyin
Tüm YorumlarGüzel bir manzara olmuş yine Hocam! Günlük gibi.
Hanımefendiye selamlar. İncir olacak da yenmeyecek mi Hocam! :-) Avrupada tane ile satılıyor şu incirler. Tanesi söylemesi ayıp, bidolar. Gurbetçim durur meyve tezgahı önünde, bakar şu memleketinden gelen teker teker kağıda sarılı, içi bal dışı ...