Yol kıyısına dizim dizim dizilmiş
Yeşil kavak,nazlı kavak,uzuh kavak
Hışırdarsın,ne söylersin,usul usul,ince ince
Gelin kavak, güzel kavak, nazlı kavak...
Yol boyunca,bir su içince
Ayakkabılarım çalındı Hürmüz
Çek git cami kapısında nöbet bekleme
Böyle şeyler yukardan sadır olmaz
Mutlaka bizim Rüstem’in işidir,çalgıcı Rüstem
Kendini, “Beni bilirsiniz, Rüstem”,diye tanıtır
Aslında ayakkabı boyacısıdır,
Daha yaş 18
Henüz büyük acılar çekmemiş
Bir ağıtı varsa o da kedisine
Kendisini bir ağaca bağlamış
Kollarını uzatmış dallar oluşmuş
Ve ondan çiçekler açmış sonsuza.
Ne bozkırları gördüm
Ne de gördüm denizleri
Fakat bilirim çakır dikenlerini
Ve dalgaların nasıl vurduğunu.
Ne Tanrıyla konuştum
BİR KIZ
Ağaç ellerime gömülüverdi
Özü tırmandı kollarıma doğru
Ağaç göğsümde büyümeye durdu
Aşağı doğru
Şimdi yollar bomboş
Ülkenin yolları bomboş kalmış
Ve çiçekler
Bükmüşler başlarını öylesine
Bükmüşler başlarını boşuna,acıyla
Bu ülkenin yolları kimsesiz,şimdi
Hıçkırarak caddeden yürüyorum
Karmakarışık,çözümsüz
Cyrano’un üzüntüsü
Ve Don Kişot’un elemiyle.
Bedelini ödemek ama neyle
Tüyler ürperten bir çığlık
İnletiyor tepeleri.
Gecenin kara kuşağı
Zeytin ağaçlarına diz çöktürüyor
Dostlarım vardı,arkadaşlarım vardı
Çocukluğumun günleri,neşeli okul günleri
Gitti gelmez artık geri,bildik insan yüzleri.
Sabahlara kadar gülerdik, eğlenirdik
İçerdik canımdan çok yakınlarımla
BULUTLAR
Mavi tepe üzerinde
Ak koyunlar,ak koyunlar
Rüzgar kesildiğinde
Siz de öyle durursunuz




-
Melaike Hüseyin
Tüm YorumlarGüzel bir manzara olmuş yine Hocam! Günlük gibi.
Hanımefendiye selamlar. İncir olacak da yenmeyecek mi Hocam! :-) Avrupada tane ile satılıyor şu incirler. Tanesi söylemesi ayıp, bidolar. Gurbetçim durur meyve tezgahı önünde, bakar şu memleketinden gelen teker teker kağıda sarılı, içi bal dışı ...