Alın yerlerden cam kırıklarını,
Toplayın ekmek kırıntılarını,
Kurdun kuşun tüm rızklarını,
Sermaye yaparsınız çocuklarınıza.
Doldurun evinizin tüm çanaklarını,
Çayda koysan meyde koysan içerdik,
Zehir zıkkımda olsa teşekkür ederdik,
Bir tatlı sözün olsaydı,
Çirkin suratlı demez bizde severdik.
Balda koysan soğanda soysan yerdik,
Bir bir sönüyor bacalar,
Azalıyor ekmekler, aşlar,
Bir eli yağda, bir eli bağda arkadaşlar,
Taş mı yiyecek bu vatandaşlar.
Kral çıplak değil sarayda kürk içinde,
siz yağ, bal istiyorsunuz,
dertsiz, kedersiz güzel günler,
mutluluk, zenginlik mi diliyorsunuz,
meşakkatten uzak dikensiz güller,
hadsizlik bu,
yoksa siz dünya cennet mi olsun istiyorsunuz?
Şubat gibiyim
Herkes benden çalmış,
Kimi inci boncuk,
Kimi birazcık mutluluk,
Neyim kaldı sana...
şu gönül ki,
neleri diliyor, neleri istiyor,
olmayınca üzülüyor,
sonra gülüyor,
geçiyor,
vazgeçmem dediklerinden,
tiksiniyorum insanlardan,
kayıtsızlardan,
umursamazlardan,
haksızlık yaparlarken sırıtanlardan,
unanmazlıklarından,
sıkılmazlıklarından!
Ay suya, denize düşmüş yansıyor,
Bilmiyorum ay mı, deniz mi yanıyor;
Kim kime varmış ay denize, deniz aya mı,
Sırtın dönük küsmüş taş mısın kaya mı,
Yakamoza açılıyor sessiz sessiz gözlerin,
Bir yıldırım gibi düşüyor acıtıyor sözlerin,
tacının, tahtının köleleri var,
dünya malının,
altının, ziynetin altında kalanlar var,
kibrin, hırsın büyüsüne aldanan,
aciz halinin,
farkında olmayan, ziyanda olanlar var!
Anlatmaya çalışmayın kimseye kendinizi,
Ortak yaşayacaksanız da lanet kaderinizi,
Anlamayacaklardır yine de sizi,
Ancak bir lağımın içinde bulunca birbirinizi,
Suçlayacak kimse olmayacak artık bizi.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!