eskiden kuş kadar hafiftim,
şimdi taş kadar ağır,
bir kelebeğin kanadı kadar ince,
ceviz kadar çetin ve sert!
şimdi doğrulmak,
güç, bi o kadar kahır,
çıktım dağlara bağırdım,
çağırdım ismini Ferahî!
diz çöktüm ağladım,
duymadın, ağladım Ferahî!
dallara çabut bağladım,
çiçekler açtı vallahi,
tek tek geçiyorum,
bildik yollardan,
dönüyorum,
hatalarımdan,
kırdığım kalplerden,
tanıdık yüzlerden,
Havalarda güzel, sen artık gelmezsin,
Yüreğim soğudu üşümüştür demezsin,
Güz güneşi ısıtmaz sen bilmezsin,
Yalancı sarma gibiyim şimdi,
Sende istemez, sevmez, özlemezsin,
Git!
Git artık halla neyi bekliyorsun,
Gidersen sende mutlu olursun,
Dilerim mutluğu bulursun.
Gitmek için turnalar mı beklenir,
Gül dudaklar, pembe yanaklarda mı,
Sararmış solmuş kuru yapraklarda mı,
Teselli meyde mi, kargı dalında neyde mi,
Kel kafada, pırasa saçlarında aklarda mı,
Kazanlar kaynardı mahşeri gönlümde,
Bu şehir içinde,
akımda seninle geziyorum,
köşe bucak!
hasretin içimde,
yaksa da canımı yine de şikayet etmiyorum.
n’olacak?
Herkes ölünce bitecek sanıyor,
Herkes güzel yalanlara kanıyor,
Ve herkes sanıyor,
Dünya kendileri için sallanıyor.
Herkes kendi keyfi sadettinde,
Kalp kırılır affeder,
Hayaller yıkılır mahveder,
Gönlüm bağışlardı yine,
Kırarken kırdığınıda bilseydi eğer,
Şimdi nur içinde yatsın kırılan o hevesler...
huzur çatımda,
altında kanatlarımın,
sükunet içindeyim!
Zülcelali aklımda,
günahlarımın,
keyfi rehavetindeyim!




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!