Mum ışığında soframız
kadehlerde şarabımız
dönerken gramofonda
o bildik şarkımız
yanak yanağa dans ederiz
sonra da mumları üfleriz
Alın götürün beni şarkılar
nereye hasret isem oraya
deniz kenarı sandallar martılar
bir de limonlu çay masaya
pembe beyaz bulutlar da
olsun ama gökyüzünde....
Geceler bazen hiç bitmez
ya da sana öyle gelir bilinmez
tik tak tik tak saat sıfır iki
asırlar geçmiş gibi sanki
omuzların düşer ağırlaşır göz kapakların
sabah odana dolar güneş inanamazsın
Ah, o ışıltılı sahte geceler
nasıl da sevdanın yollarını tıkar
şimdi diz boyu hüzün her yer
oysa dışarıda güneş var
Enfal Törün / Karşıyaka-İzmir / 27.08.2006
geceler uzun soğuk kış boyunca
soğuktan daha keskin yalnızlık
kuytularda düşünceler
duvarlarda gölgeler
birbirini kovalar bütün gece
ruh huzur bulamaz bedende
düşlerimde okyanus gözlerin
her gün büyümekte özlemin
korkuyorum gözlerimi açmaya
ürperten o büyük yalnızlığa
her tarafta derin sessizlik
avunmak zor lacivert akşamlarda
Ah ulan ah, şimdi biraz paran olacak
çıkacaksın Kordona atacaksın iki tek
bir de yosma çıkacak karşına
hadi, kalk bana gidelim diyecek.
nerdee, hadi ben duşa giriyorum!
penceremden yolladım
sana sevda dizelerimi
her biri inci tanesi
bekletme geldiklerinde
al onları içeri sevgilim
ruhunu sarsın her birisi
bir buket sevgi sözcüğü getirdim
onları şimdi kucağına bırakıyorum
uyanıp da okuduğunda hepsini
yüzündeki pembeliği görmek dileğim
şimdi Manolya zamanı
açıyor kar beyaz
baharla yaz arası
hele o kokusu yok mu
bir nazlı çiçek
az görünüp gidecek




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!