bir acımasız süreç unutturur insana
ekmek parası peşinde koşarken
her sabah yola çıkıp erkenden
şaşar kalırsın nasıl yaşlandığına
Enfal Törün / Silivri-İstanbul / 15.03.2013
artık gidiyorum buralardan
hiç ardıma bakmadan
taze fidanlar ezilmeden
yasak bahçeler solmadan
gölgeler kıpırdar kuytularda
gölgeler tedirgin aydınlıkta
gölgeler gölgelerin peşinde
gölgeler hep karanlıkta
Asaleti gördüm gözlerinde
suda süzülen kuğular gibi
coşkuyu gördüm gözlerinde
çağlayan bir nehir sanki
söndürdü ışıklarını yol yorgunu gemi
demir attığında asude bir limana
yer yer çatlaklar gövdesinde
hırçın dalgaların dövdüğü
dinlenecek burada uzun uzun
önce yaralarını sarıp saracak
nasıl da yeşeriyordu aşkımız
taze bir fidan gibi topraktan
rızkımız olacaktı meyveleri
serpildiğinde tadına doyulamayan
ah, o beklenmeyen yağmurlar fırtınalar
umut dolu bahçe şimdi tarumar
Bir su dökenin olsaydı köklerine
nasıl da beslenip serpilecek
ve ne güzel çiçekler verecektin
hiç fark edilmeyen zavallı aşkım.
gün vardır yazgımızı biz çizeriz
gönlümüzden nasıl geçiyorsa
gün gelir yazgımız alır götürür bizi
çaresiz sürüklenir gideriz
Yokuş yukarı sen
yokuş aşağı sen
çarşıda pazarda sen
gece gündüz sen
her yerde sen
ah, kim bilir
Uzun uzun kaçışların
doyamadığım aşkın
yorgun düşürse de beni
neden(se) severim hala seni.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!