Şiir yazmayı kendim için yapan aşk melankoli ve ayrılık için kendini tüketen sırf şiir yazabilmek için bile ayrılığı göze alan bir divane.
Serçenin kanadında aşk,
Mecnun'un Leylâ'sında.
Kâğıdın üzerine damlamış,
Bir damla mürekkep ve gözyaşında.
Derviş'in zikrinde aşk,
Aşk Kaf Dağı ve Anka
Kaf Dağı ve süzülen Anka.
Aysız, zifiri karanlık bir gece.
Sessizliğin sesi olmuş iki yürek.
Kırık bir kalem, yırtılmış bir tomar mektup.
Bazen bir derviş misâli dağlara, taşlara vurasım geliyor.
Şiir ile dertleşip, şair ile sükût olasım geliyor.
Kalemimin, kelâmımı geride bıraktığını söyleyesim geliyor.
Aşk ile aşksızlık arasında bir arabulucu misâli sitem salmak geliyor içimden.
Ben bu aşk ile iflah olmam, dedi.
İki satır ile seni kendime anlatamam.
Ey Kader
Ey kader diye boyun eğdim, dünya gam yükü.
İki nefes sonunda güldürecek misin, bilinmez.
Ey âşıkları kül eden sevda, aşk yükü.
Hasret çeken Aşk-ı Sadık'ların hâlini görecek misin?
Feryâdı figan gönlüm,
Aşkından düçareyim.
Gözlerin aklımdan çıkmaz,
O gönlün bende mi?
Satır satır yazdım cihana,
Gökçedir
Gökçedir gözlerinin rengine kandım.
Aşkın ateş oldu, yaktı; cehennem sandım.
Sarı saçlarına kaderimi sardım.
Aşkının sadığıyım, kimse bilmiyor.
Nefis tutturmuş bir türkü;
İlle ben, ille de ben.
Harlanmış gönül pare pare, içinde şifa arayan;
İlle sen, ille de sen.
Kırgın çiçekler, kan çiçekleri açmış bağrımızda.
Nefis tutturmuş bir türkü: “İlle ben, ille de ben...”
Harlanmış gönül pare pare, İçinde şifa arayan: “İlle sen, ille de sen...”
Kırgın çiçekler, kan çiçekleri açmış bağrımızda. Haykırıyor aşkını: “İlle ben yok, ille de sen...”
Orman gülleri, ilkbaharın en güzel demi.
Gözden akan yaş değil, inci tanesi.
Aşk... O mel'un, nefreti bile getiren aşk.
Yaz ve yürek yarasından sızan ince kan.
Kaç kırık kalem, kaç solmuş mektup kâğıdı...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!