Yine bir akşamüstü — belki de çoktan gece,
Kapanmaya direnen gözlerimde nöbet tutar hasretin.
Ah bu hasret...
Amansız bir beyhude gibi siner gölgelere,
Göğsümde bağdaş kurmuş bir kor;
Ne kül olmaya razı, ne sönmeye.
Kendi küllerinde yanmaya yeminli bir kalpten,
Acı, insandan daha ne koparabilir?
Göğüne küsmüş solgun bir dolunay şahit bu yarım nefese...
Kafesinde çırpınmaktan yorgun bir çalıkuşu soluğum,
İstemeden… ve unutmaya hiç yanaşmadan.
Radyodan bir bozlak sızar odaya,
Sazın her telinde ürperir kirpiklerin…
Tiz perdelere değer sesin,
Ve üç telin üçü de gamzelerin.
Bir zamanlar adını taşıyan eşyalar bile
şimdi bana yabancı.
Onca şiir yazıldı, lügatler döküldü — nafile,
Göğsümde düğümlenen bu karanlığa yol bulunmaz.
Zaman dedikleri merhem, bu yangına hiç uğramadı,
Yokluğun, dipsiz kuyulara su taşımak gibi.
Unutmam — bilirim.
Devası yazılmamış bir derde düştüm ben;
Bütün duaları susturan o illetin adına:
Sensizlik —
adı konmuş en derin eksilişim.
Kayıt Tarihi : 20.04.2026 02:09:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!