Eski bir hikâyeden geliyorum sana
Çok , çok eski bir hikaye
Biraz acı dolu
Biraz tatlı
Az ama öz
Eski bir hikaye
Koltuğun yeri değişmiş
Televizyon hala kapalı
Bir yansıma var bir de karşıdaki duvar , karşımda
Sigaranın dumanına maruz kalmış
Ki sapsarı
Ki beti benzi atmış nefessizlikten
Güzelim
Beni gerçekten hiç farketmedin mi
Seni görünce kısılan gözlerimi
Sesini duyunca titreyen dudaklarımı
Varlığından bi haber olunca üşüyen ellerimi
Hiç mi farketmedin
Ellerim titriyor
Ruhumun derinliklerinde kaybolan ızdıraba
Engel olamıyorum
Paramparça hayallerin peşinden giden umutlar
Döngel diyemiyorum
Garip bir düş görüyorum
Gece bitti sayılır
Seni düşünmenin de
Seni sevmenin de
Seni hayal etmenin de yanında ben varken
Sonuna geldik sayılır
Artık yarın benim için sen yoksun
Gecemin karanlığı
Geçen gün gördüm seni
Görmez olsaydım
Keşke gözümden kaçsaydın
Keşke geçerken yanından baksaydım yüzüne de
Bir daha aramasaydım simanı yıldızlarda
Zaman geçti
Haftalar , aylar , hatta yıllar geçti
Dışarda yağan yağmur nasıl da pencerenin pervazından içeri girmeye çalışıyor
Nasıl da damla damla dökülüyor camlardan pare pare gözlerimize
Nasıl da gün ışığı tutsak oldu gecenin mahzenine
Hiç sormayın
Uzaklaşamıyorum senden
Nereye gitsem ya yanımdasın
Ya aklımda
Ya büsbütün kalbimin içinde
Ya tamamıyla katlaşmış düşlerimin arasında
Gelme diyorum sana gelme
Sana hiç bir zaman gelemeyeceğimi bilmek
Senden hiç bir zaman vazgeçemeyeceğimi bilmekten daha vahim
Dün gece aynaya baktım
Yabancı bir genç vardı
Sakalları kısalmış
Gülüşleri değişmiş
Yok
Gerçekler diye birşey yok
Hayat var akıp gitmekte olan
Tren garlarına bağlanmış hasretlikler
Kaçıp gitmekte olan bir gökyüzü
Ne var biliyor musunuz gerçek olmayan




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!