Yüzünü göremedim dün gece!
Son "Seni seviyorum" sözünce,
İçimi neşeli tutmaya,
Yetti sanki. Sonrasında,
Yine yalnız yürüyüş yaptım esnasında.
Tek başıma attığım her adımda,
Gecenin perdesi düşerken,
Umutsuzluk kaplar her yanı.
Yüreği yorgun, ruhu kararmış biri,
Yağmurlar altında yürür,
Geçmişin gölgesi düşer izlerine,
Hayatın darbeleriyle sarsılır bedeni,
Özlem
Ben en çok mutluluğu hak eden gözlerini özledim
Kışın ortasında baharı özler gibi özledim
El ele olmamızı yağmurda beraber yürümemizi özledim
Aşk dolu bakışlarını özledim
Bana şiir yazdıran güzel yüzünü özledim.
Sensizlikte çöküyor hüzünler yüreğime
Gidişin acıtıyor beni içten içe
Yokluğunda kupkuru solmuş her yerim
Derinlerimde filizleniyor hasretlerim
Yalnız sen varken neşeleniyor bu gönül
Dokunsun isterim her daim yüreğin yüreğime
İngilizlerin güzel bir sözü vardır diyor ki:
"If you don’t belong, don’t be long."
(Eğer ait hissetmiyorsan, uzun süre kalma.)
Yani bir yerde kendini yabancı hissediyorsan, sevdiğin gözlerde değerini bulamıyorsan,
Kalmanın anlamı yok...
~~~
Elveda diyemedim işte,
Hala yüreğimde saklı seninle,
Gelip geçiyor her an aşkın hatırası...
Doğum gününü bekliyorum hala,
Melek gibi gülüşünü özlüyorum.
İnsanı en çok yaralayan, yitirdikleri değil; yaşayamadığı ihtimallerdir.
Benim korkum da tam olarak bu...
Bir gün geriye dönüp baktığımda, ömrümün sessizce akıp gittiğini görmek. Kalbimin hiçbir şeye bütün gücüyle çarpmadığını, bir özlemin uykularımı bölmediğini, bir sevincin gözlerimi yaşartmadığını fark etmek...
Bir sabah, yılların omuzlarıma bıraktığı yükle aynaya bakıp, aslında sadece nefes aldığımı; ama hiç yaşamadığımı anlamak.
Çünkü yaşamak sadece günleri tüketmek değildir. Bazen birini beklerken geçen uzun gecelerdir, bazen uğruna gözyaşı dökülen bir hatıradır, bazen de insanın içini yerinden söken bir vedadır.
Ben, acıdan korkmuyorum. Hayal kırıklığından da... Korktuğum şey, ruhuma iz bırakacak hiçbir şey yaşamadan bu dünyadan geçip gitmek.
Eski bayramlar, hatıralarla dolu birer masal gibiydi, Rahmetli Babamın sıcak kucağından başlayan gün, Mis kokulu saçları, gülüşü unutulmaz olan cennetim "Annemin" elleriyle şekillenen tatlılar evin içinde yankılanan sevinç dolu şarkılarla devam edirdi.
Sabah erkenden uyanırdık, heyecanla giyerdik bayram kıyafetlerini, Sokaklar renklenir, gülümserdi herkes bize karşı.
Komşular, akrabalar, dostlar bir araya gelirdi, Yüzlerde tebessüm, kalplerde paylaşma duygusu hissedilirdi
Eski bayramlar, misafirliklerle geçerdi, Komşular kapımızı çalardı, evlerine davet ederdi, Bir sofra kurulurdu, dolu dolu ağırlanırdık, Paylaşılan nimetlerle birbirimize sevgi sunardık.
Cami avlusunda saf tutardık, hep birlikte orada buluşurduk, dualarla, ibadetle beyaz giysiler içinde cümbüşlü sevinçler vardı, bayramlaşma heyecanıyla dolardı dudaklar, gözler nemlenirdi.
Çocukluk masumiyetiyle coşardık sokaklara, Yüzümüzde kocaman gülümsemeler, ışıl ışıl bakışlar, Şekerle dolu torbalar, şenliklerle birlikte dans ederdik.
You're the one who
Invaded my heart
Took it from me
And then left me
With homeless feelings
Searching for who I am
Sana varmayan yollarda yürüdüm,
Her adımda biraz daha içime gömülerek.
Seninle konuşmadım,
Ama her sessizliğimde seni söyledim.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!