Elimdeki gençliği rüzgâr uçurduğunda,
Avucumdan koparıp göğe kaçırdığında,
Anlayacağım eksiksiz bâtındaki esrârı,
Gönlümü en başından yakıp yıkan efkârı.
Yıkılsın istiyorum bu zalim dünya,
Ömrü daha varsa da artık sonu gelsin.
Beddualarım değsin toprağa, suya.
İnsanlık ve nefsim nankör, bilinsin.
Ne kadar susup kandırsam kendimi,
Hayır kimde ise yâren ol âna,
Şer ile dost olup çektirme câna.
Her kimi tanır isen dostunu sor,
Çün olur her gönül dostundan yana.
Neylersin davaperest bir amelle toprakta?
Sana küfredenlere bu sükutun niyedir?
Refahını görüyorum üstündeki yaprakta,
Döktüğüm şu gözyaşı sen de gittin diyedir.
Kulağımda bir sadâ aksediyor dünlerden.
Yahudiye Türk dediler,
Müslümana Kürt-Arap,
Birbirlerini yediler,
Müslüman oldu harap.
Lâl olup gönlüm bîçâre gezdi sensiz yılları,
Eyleyip aşkı talep, seyreyledim tüm canları.
Yollar içre koştu ruhum, diriltip heyecanları,
Ne sen geldin haneme, hem ne ben hak ettim seni,
Ne aşka vâsıl oldum, hem ne ben buldum kendimi.
İstikbâlde bugüne avunmak diyeceğim!
Kalabalık yalanla sınanmak bileceğim!
Gerçekleri tenhada yalnız aradığımda,
Artık kalabalıklarda bile bulabileceğim!
Göremez şerdeki hayrı,
Ayırmaz zararı, kârı,
Elbisesi dahî yarı,
Zamane kadınları.
Çıplakla açığın farkı,
Sû-i zân eyletir iblîs,
Sen bu zâna kanma gönül.
Hüsn-ü zândır en güzel his,
Sen bu histen cayma gönül.
Bir gün iki dost ile durup vakti beklerken
Dedim dosta: "Bir evliyâ ziyâreti eyleyin."
Dedi: "Yok ki âb-ı destim mübâreğe giderken."
Dedim: "Ziyârette şartı yoktur ki âb-ı destin."
Tam varırken merdivanın kıyısında durdular,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!