Çıktığım kervanda yolda kaldığım,
Hâne-i kalbimde seyre daldığım,
Rüyalar görsem de doğru sandığım,
Bir yudum zehirmiş bu zemin meğer.
Kendimi kendimle kandıradurdum.
Ölüme bahane çok,
Yeter ki gelsin vakit.
O bulur seni,
Sen nereye gidersen git.
Enginlere çıksam yıkan olmaz beni sende
Sen bende kalırsan, biz olursak biz ilerde
Mağrûr olacak yârını pespâye nesiller
Aklım göğe kaçsa rûhum hep seni bekler
Hasta ruhlara ilâç Rabbin ikrâmı ezan,
Hakîkati haykıran en büyük çağrı ezan.
Medet yok Hakk'tan hâşâ, sanki sahipsiz hayat.
İltifatlar, şakalar, gülümsemeler bayat.
Baktığımda gördüğüm hakikat vechesinden;
Ten diri, ruh ölü hep kendi penceresinden.
Ey genç! ispat et rüştünü dursun bu akın!
Kaldır başları yerden göğe eğdirtme sakın!
Allar boyamış gövdeni, sarmış ruhunu ay,
Bak dönmüş talih, seni bekliyor istikbal!
Zalim çehrede gözler seni bir kinli nazar,
Her gece yağmur yağmalı mı kalbime?
Sabah gülüp gece ağlamak zorunda mıyım?
Her gün bir ümit doğarken içimde,
Ben o ümidi kırmak zorunda mıyım?
Bulutlar üstüme titrediğinde,
Neslimiz cihânı sardı dört koldan,
Zâlimin zulmüne dur diyemedik.
Ayrıldık birlikte gittiğimiz yoldan,
Kimseye de zulmü durdur diyemedik.
Gönlünden kir-pas akarken,
Cemâlinden nur aksa ne?
Hoşluk tende değil canda,
El-alem tene baksa ne?
Yıkılsın izm'ler, kırılsın putlar!
Ve doğsun ufuktan güneşi İslam'ın!
Aşılsın inkilap adlı hudutlar!
Dokunsun kalplere neşesi İslam'ın!
Cahilin, gafilin dânâsı O'dur.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!