Yolculuk var sonsuza, ey nazlı arkadaş, gel.
Bekliyor seni taylar, ey nazlı arkadaş, gel.
Bu yol hüzünden geçer, diken doludur üstü;
Geçelim, yıkılsınlar kâfirin taştan büstü.
Hakîkat pınarından içsem içsem doymasam,
Önümde kâğıt kalem, bir de tahtadan masam.
Ne geldiyse başımıza ölüme inanmamaktan,
Şu yalancı dünyanın yalanlarına kanmaktan.
Gözyaşım söndürür mü yanan gönlümü?
Kararmış kalplerin ortasındayım.
Aksi kir-pas olan paslı aynanın,
Görmediği bir kör noktasındayım.
Güneşin doğmayı beklediği gibi,
Gecelerin gündüzü özlediği gibi,
Ayın güneşi gözlediği gibi,
Ben her duamda seni istedim.
Bülbüller seherde gelirken aşka,
Ak kefeni allatır şehitlerimin bedeni,
Şeref yoksunu Avrupa mıdır asli medeni?
Bazen dost aldatır fazla merhamet edeni,
Dostluk bahane unutma seni ardından vuranı.
Akif derdi ki "inmez bu kan kızıl al sancak.
Ne bir ok ne de kurşun atsalar ona değmez,
O ki cihân yıkılsa kıymetinden kaybetmez.
Dökülmüş yaprağın göğe bakıyor,
Haberini alanın gözü akıyor.
Kudüs'üm, sokağın ceset kokuyor,
Kim bıraktı seni, canım vatanım?
Kudüs'üm, bu hâlin yürek yakıyor,
Kim unuttu seni, canım cananım?
Kuta damladı kanımız,
Yürüdü görklü şanımız.
Ardımızda sevenimiz,
Bizi bekleyenimiz var.
Yürür iken bu yollarda,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!