Bu gün de bitti; yine sevmedin hüznümü,
sarıp sarmalamadın yalnızlığımı.
Karışık, aklın da, yüreğin de.
Bir hüzün bulutu dolaşır üzerinde.
Kördüğüm mü ki, çözülemesin..
Bazı hikayeler başlamadan biter.
SON’ bellidir ne yazık ki..
Karşılaşma, göz teması, çekip gitme..
Üç aşamalı yenilgi.
//..Üzerime gelme hayat
Yaşamak; bir g/öze aldanış...
...bir sese titreyiş, bir yalana(!) öykünüş değil miydi?
Değil miydi, bizi tepeden tırnağa, varlığı ile yok ediş!
Hep böyle olmaz mı?
Bir kelime; cümleleri peşinden sürgün etmez mi?
Kelimelere dökmek öyle zor ki, şu an yüreğimde nasıl bir yangın olduğunu..
Saat gecenin bir yarısı ve ben yine uykusuzluk diyarında, nöbetlerdeyim aşkım, sen yoksun ya, uykusuz düşlerdeyim.
Karşımda Word dosyası, titreyen parmaklarım klavyede, masamda bir fincan kahve ve yine Zerrin söylüyor radyoda “a gözümün nuru, sen de mi gidecektin” İçim burkuluyor, yutkunuyorum, derin bir nefes çekip, yokluğunu unutmaya çalışıyorum. Sahi ne yazacaktım? Bilmiyorum! Bir an da her şeyi unutuyorum, gidişin takılıyor aklıma, en çokta kendimi sana anlatamayışım.. Üzülmüyorum, ama.. hani birbirimizi havale ettiğimiz o makam var ya, işte ondan gelecek işareti bekliyorum sessiz sedasız. Bir yudum kahvemden çekip, sigara dumanını dolduruyorum hasta ciğerlerime, olsun be, nasılsa sensizlikte de boğuluyorum, ne fark eder ki, en çok sevdiği öldürürmüş insanı, bir kez daha öldüğümde, kavrıyorum mevzuyu.
Gidişinin ardından ne yazabilirim bilmiyorum, bildiğim bir şey varsa o da, boşlukta asılı kaldığım. Duygularımı bir türlü kontrol edemiyorum, sabah ümit ile ışıl ışıl uyanıyor, günün en parlak kısmında, birden karanlık kuyulara düşüveriyorum. Başım ağrıyor, her şey bir rüya olsa keşke diyorum ve uyumak istiyorum, çünkü en çok uyurken gittiğin ve bittiğimiz gerçeğini unutuyorum. Bazen avazım çıktığı kadar, çıldırasıya bağırıp ağlamak, saçımı başımı yolmak, üzerimdekileri parçalamak, evde ki her şeyi kırıp dökmek istiyorum, delilik alametleri mi bunlar? Bilmiyorum..
Çağlayan durulur mu
Çok seven yorulur mu
Güzele bel bağlayan
Çirkine vurulur mu?
Asmam bağdan aşmasın
Aklım ve kalbim arasında ki yolculuğum (Yazılacak) ...demiştim.
Yaşamam için ölmen gerekmediği gibi, yaşaman için de ölmem gerekmiyor.
Yaşatmalı.
Sığınmak bir sarı yaprağın gölgesine
Kitaplar da kaybolmak, bir fincan kahve eşiliğinde..
Ve hayallere dalmak..güneşe hasret ölümlerde.
Ah hayat!
Ne çok yordun, ne çok yıprattın umutlarımı.
Bir kadına ya da bir erkeğe zorla sahip olamazsınız. Kimse sizin malınız değil.
Kaldı ki, kendi bedenlerimiz bile emanet.
Alllah’tan korkup, kuldan utanmıyorsan, helali, haramı gözetmiyorsan, ahlak kurallarına riayet etmiyorsan, sana her şey mübah (!)
Öyle mi?
Ay/1
Merhaba!
(Sevdalım bu sana ilk mektubum olacak yazmayı becerebilirsem
Ehl-i küfrü tek hakikat incitir.
İncinmeyi bilirde, hakka kördür.
Ne gam; hayat fani, tüm imtihandır.
Zulme biat edene, zulm müstehaktır.




-
Mustafa Bay
-
Mustafa Bay
Tüm YorumlarGündemi ve "insanı" meşgul eden tüm kirliliğe, nefret ve ayrıştırma diline rağmen, "ağız tadıyla" iyi bayramlar dilerim...
Saygı, sevgi ve muhabbetle...
Mustafa Bay
Daha güvenli, daha huzurlu, daha "insancıl" yarınlar dileği ile..
Anneler Gününüz kutlu olsun...