Çek geceyı gözlerine
Kangren olmuş yaralarına merhem diye
Gökten, yıldız yıldız yağsın şehadetler
Rahmandan ümidini kesme Anne!
Kutlu aminleri sürerken yüzüne
-Benim hayatımı sen yazacaksın! Demiştin ya hani, sanki benden önce öleceğini biliyormuş gibi.. Bazen düşünüyorum da, hakkında yazabileceğim, güzel anılar bırakmadın bana. Gerçek ise adına yakışmayacak nitelikte.
Aradan yıllar geçti. Körkütük aşık oluşumu, hatırlıyorum da sana, bu günkü aklım olsaydı, yine aynı şekilde sevebilir miydim bilmiyorum. Durup durur iken aklıma gelişine şaşırıyorum, neden şimdi? Yoksa bulunduğun yerde rahatsız mısın? Helallik mi istiyorsun benden? Keşke bunu kalben başarabilseydim, dilim Allah rahmet eylesin demeye bile varmıyorken, yaşattığın onca acıdan sonra, bunu nasıl yapabilirim, bilmiyorum.
Benim ahımı alma demiştim sana! Ölmeden önce imana geldiğine dair söylentiler var, bıraktığın bir notta, bunu gayet açık bir dil ile beyan da etmişsin, işte buna çok sevindim. Rabbimden sana hep Hidayet diledim, bir de gerçekten aşık olmanı, aşk acısının nasıl bir şey olduğunu tatmanı çok istemiştim. Çok şükür ki, iki duam da kabul oldu.
Ateşin merkezi;
Kor gibi bir yürek soğur mu?
Demeyin..
Buz gibi oluyor..
/...Acıyı uyutmanın günlüğüdür
Seni gözlerimden emzirerek büyüttüğüm
acılarımın zamansızlığında tanıdım.
İmbiklerden sağalırdı gece üzerimize.
Ne çok sevmiştik kederlerimizi
ve ne çok aczetmiştik kimliklerimizi.
Diyorlar ki; sevdiğin değil hevesinmişim, gelir geçermişim.. Ben konup göçmeye değil, kalmaya gelmiştim sana, yürek kafesin dar geldi sanırım uçurdun bu kanatsız kuşu, sonsuz maviliklere.
Hiç bu kadar gitmemiştim kendimden, bir başıma ve umarsızca..
İki damla yaş oldun, düştün gözlerimden, süzülemedin yanağımda kurudun, izin kaldı, dudağımda tuzun kaldı..
Sanırım ayrılığın en güzel yanlarından birisi deli gibi özlemek. Seni öyle çok özlüyorum ki, o kadar içimdesin ki, tarifi yok bu duygunun.
Aslında senden vazgeçeli çok oldu
Hatta unutmaya bile başladım.
İşte tam seni unuttuğum anda
Biri çıkıp seni hatirlatıyor ya
Deliye dönüyorum.
Çık git artık!
Kafamı patlatırcasına düşünüyorum
Yine de aklım, havsalam almıyor.
Niye?
Daha kaç yüreği kanatacak
Kaç gözü kör, kulağı sağır edeceksin.
Kaç hayalin katili olacak, kaç hayatı karartacaksın?
//...Gecenin böğrüne saplayıp düşleri.
Rüyaları müebbete mahkum edesim var...//
Üşüyorum!
Şimdi yanımda olsaydın..
Mesela;
Değersiz, onursuz, gurursuz oldum.
Sevdim ya, her şey oldum.
Her şey oldum da..
Bir tek sevilen olamadım.
Payıma düşeni de..
Düşmeyeni de aldım bu hayattan.
//...Başını; başkasının yazdığı, yarım kalmış bir hikayenin sonunu, ben nasıl tamamlayabilirim ki...//
Henüz anlatılmamış masallarım var benim..(KAHRAMANsız)
Kötü cadıların tuzaklarına düşmedim ama devlerle ve canavarlarla hep tek başıma savaşmak zorunda kaldım. Ne beyazatlı prensim oldu ne de öpünce prense dönen kurbağam. Saçlarımı uzattım uzatmasına da, olmadı şöyle sıkıca bir tutan. Yedicücelerimde yoktu beni kötülüklerden koruyan.




-
Mustafa Bay
-
Mustafa Bay
Tüm YorumlarGündemi ve "insanı" meşgul eden tüm kirliliğe, nefret ve ayrıştırma diline rağmen, "ağız tadıyla" iyi bayramlar dilerim...
Saygı, sevgi ve muhabbetle...
Mustafa Bay
Daha güvenli, daha huzurlu, daha "insancıl" yarınlar dileği ile..
Anneler Gününüz kutlu olsun...