Kalk gidelim artık, zamanı geldi
Kalk gidelim, bizi ancak yolculuk paklar.
Kurtulalım bu feleğin derdinden
Kederinden, öfkesinden, zulmünden
Bir terzinin bir düğmeyi dikimi,
Şir’e sordum
‘Bu zamanda kaç para kaç aşk alır?’ diye,
Aldı eline kalemi çaptı çarptı topladı,
Sıra sıra mısralar yazdı,
Alt alta, kıta kıta dizdi,
Etti Bana hediye
Karanlığın ardı yine karanlık
Bu günüm karanlık, yarın karanlık
Kapkara bir geçmiş, derin bir kuyu
Battıkça batıyor hayallerimle
Hatıralarımı saklar yaşlı ceketim
Bir kartal havalanır, bir tavşan can derdinde
Kaç bulut saysam bilmiyorum
Kaç bulut saysam güneş doğacak
Bu kerpiç evler sanki üstüme yıkılacak
Kerpiç evler üst üste, kapıları boyalı
Keşiş Dağı'ndan eser Kuzey Yıldızı'nın ışıkları
Beraber seyrederdik Keşiş Dağı'na çıkıp
Kuzey Yıldızı'nın aydınlattığı şehri
Aklıma düştü
İçinde bütün şehri seyrettiğim gözlerin
"Dağ başında bu gün yine duman var
Eteğinde dolu, tipi, boran var
Yüreğimde gün görmemiş yaran var
Azrail mi yaram sarmaya gelmiş?"
Kırk dördüncü baharımın
Kırk dördüncü mayıs ayında
Çok katil rüyalar görüyorum yeniden
Çok katil rüyalar görüyorum beni sana öldürten
Zencefil tadıyor yine bakışların
içimde bahar havası, kapımda kış var
sobanın yanında uyuyor tekir
çığ düştü omuzlarıma, saçlarımda kar
kurudu bahçemin önünden akan nehir
ot tutmuş çocukken koştuğum yollar
1.
Kokluyorum bu şehirden
Azrail’in gölgesi üzerinde
Kasvet, kasvet, kasvet
Bu şehir kasvet
bir gün kış da biter Nilüfer Çiçeği
gözlerinde bahar gelir ve yine çiçekler açar yanaklarında
yaz da gelir olgunlaşır meyveler
gülüşünden reçel yapar kadınlar
kemençe çalar kelebekler, kirpiklerinde
parklar neşeyle dolar




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!