Beyaza gölge giydirdin,
Karayı süte çevirdin.
Babasızı babaladın,
Afişteyi kocaladın.
Zalime mazlum dedin,
Mazlumu zalim eyledin.
Kaldırdım başımı baktım duvara,
Gözüme ilişti babamın deri yeleği,
Aldım giydim sırtıma,
Kokusu duruyordu üstünde hala.
beni köyüme geri götürün
ama çocukluğum olsun orda
annem de olsun...
çamurdan yaptığım arabalarımla oynayayım
buzda topaç çevireyim meydanda
Dağlara tırmandım, dağ benim değil
Taşa sırtım verdim, taş benim değil
Ummanlara daldım uçsuz bucaksız
Deniz benim değil, göl benim değil
Odamda asılı bir lüküs lamba
Bir tas su ver bana saki,
Yârin elinden olsun,
Zehir olsun yahut bal olsun.
Bir tas su ver bana saki,
Seher vakti başlar ilk yudum...
Sabah çay, öğlen vakti çay,
ikindide çay, akşam yine çay...
Olmazsa olmazım yatmadan önce,
Ben öldüm senin haberin bile yok
Tuz toplamışsın tuz denizinden
Ellerin parçalanmış yüreğine inat
Acımamışsın bana yine de
Ben öldüm senin haberin bile yok
Anne çocuktan önce ölürse, çocuk ölür
Çocuk anneden önce ölürse, anne ölür
Anne önce ölmemeli, çocuk yaşadığında
Ölüm kâğıdını verdi elime.
Ayrılık zehrini sürdü dilime
İşte o acı haber iki kelime
"Başın sağ olsun" dedi ve gitti
Buzlar eriyende değil kardaş,
Buralara karlar yağanda gel.
İstemem sensiz geçirmek kışı,
Zemheride yorganıma ayaz vuranda gel.
Karlar, mayıs çiçekleri açanda erir burada,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!