TARİHİN İZLERİ...
Ne de yorgun görünüyorsun.
Ayakta durmakta zorlandığın her hâlinden belli.
Çatlamış duvarların, dökülmüş sıvaların,
Kusmuş içinde ki acıyı besbelli.
Kim bilir nelere şahit oldun,
Bütün ihtimalleri karaya oturtsan da,
Sebepli sebepsiz bahanelerle içini doldursan da,
Ağır bir romanın acı dolu başrolünü bana sunsan da,
Tek bir ihtimal olsun ben yine onunla yanan gönlümü soğuturum.
Tek bir ihtimalle yeniden gökyüzüme senli benli yıldızlar tuttururum.
Korkarak yaşar olduk.
Yüreğimizde inandığımız ne varsa sular altında kaldı.
Kendimizden çoktan geçtik de,
Nasıl bir dünya bırakacağız ona yanar olduk.
Uykuya dalmaktan, sabaha uyanmaktan,
Bir yudum suyu kana kana içmekten muzdarip olduk.
Bulutlu havaları sevmezdin eskiden,
İçimi kasvet sarıyor, kalbim sızlıyor,
Ya güneş açmalı, ya da beyaz kâr kirpiklerimi ıslatmalı.
Yağmur yağsın gök yarılırcasına ıslanması güzel ama,
Gökyüzü kararmasın diye eklerdin önceden.
Şimdi hiç gelme buralara sevdiğim!
Kendi hayatımızın bile sahibi değilken,
Çabaladığımız ne varsa bize emanetken,
Avucumuzdan birgün kayıp gideceğini bilirken,
Kime ne kadar anlam yüklediğimizi tartmamız lazım.
İyiliği özümüze nakşetmemiz,
Kahr_ı cefa karşısında Elif gibi durmamız,
Herkesin hissesine mutluluk düşmüyor bu dünyada.
Birileri gününü gün ederken,
Birileri boyunu aşmış derdiyle başa çıkmaya çalışıyor.
Payına ne düştüyse yaşıyorsun,
Ya muhabbetle, ya da metanetle.
Biliyoruz ki her halimiz ayandır Rabbime,
Ey benim iyi niyetinden öptüğüm kalbim.
Değdi mi bunca emeğe?
Değdi mi bunca kırgınlığa, eziyete?
Bak şimdi yapayalnız sızıyla atıyorsun.
Elinde avucunda ne varsa serdin vefasızlara,
Şimdi bir başına sesine ses arıyorsun.
Çiçek açamadan Eylül'ün gelmesiyle,
Kışa hazırlanan düşleriniz var mı benim gibi?
Biraz sarı, biraz kahverengi, kurumaya yüz tutmuş,
Ve hep yarım kalmaya mecbur mısralar gibi.
Serin bir rüzgar esmeye başladı mı gönlünüzün kırık tellerine,
TUTUNMAYACAĞIM
Yaktım savurdum senden kalan ne varsa,
Sen gelirsin diye uykuya bile dalmayacağım.
Seni hatırlatacak o sokağa adım dahi atmayacak.
Ateşten uzanan avuçlarına, tutunmayacağım.
Kötülüğe çalışan zihniyetinizi,
İnce hesaplar yapan paslı kalbinizi,
İki yüzlülüğü yakışırdığınız karakterinizi,
Mide bulandıran minimalist dürtülerinizi,
Bir başkasının üzüntüsüyle mutlu olabilecek hasetliğinizi,
Çekin huripak insanların üzerinden.




-
Erhan Tığlı
Tüm YorumlarŞiiriniz bol olsun
mutluluğa götüren yol olsun.
gönlünüz neşeyle dolsun