Dijital Mezarlık Şiiri - Murat Avcı Ozan

Murat Avcı Ozan
212

ŞİİR


8

TAKİPÇİ

Dijital Mezarlık

​Gece yarısı.
Zaman bir nesne gibi, soğuk ve somut,
Karpal bir tünelin daralan boğazında,
Parmaklarımın ucundan kayıp gidiyor aşağıya.
İsimler diyorum, sonra gölgeler, birtakım siluetler...
Sanal bir sahnenin o uydurma, o yapay ışığında
Sonsuz saadet ve devasa efkar arasında
Gidip gelen bir tuluat oynanıyor durmadan.
​
Ve ansızın, evet ansızın
Yutuyor beni de bu ışıktan yankı.
​Adına sosyal ağ diyorlar bu koca vitrinin,
Bana sorarsanız bir dijital mezarlık bu.
Topraksız, taşsız ve büsbütün suskun;
Kısa bir hayata bir türlü sığdırılamayan
O uzun, o bitmeyen ölümler durağı.
​
Kiminde çakılı kalmış zaman tünelleri,
Buz gibi bir sessizlik çökmüş profillerin üzerine.
Durup durup camın arkasından bakan,
Unutmaya fırsat vermeyen binlerce an;
Sönmeyen bir fenerin, evet bir fenerin altında
Öylece asılı kalmış yarım ömürler...

​Ve hemen bir sayfa ötede,
Sürüp gidiyor o maskeli, o yalan canlı yayın.
Bu ağa düşenlerin o umursamaz, o gamsız telaşıyla:
​
Denizin köpüğüne sırtını dönmüş bir adam,
Kışkırtıcı bir gülüş fırlatıyor boşluğa, kime nispet bilinmez.
Bir başkası, gecenin tam köründe kaldırıyor son kadehini,
Işıkların altında aniden patlayan o neşeyle...
​
Bambaşka bir sayfada taze bir gelin, o kaskatı duvağıyla duruyor,
Bir diğerinde, kerpiç bir duvarın tam gölgesinde,
Taziyeci bekleyen o beyaz, o plastik sandalyeler...

​Evladının gururunu zamana kazımak isteyen bir baba,
Aşkın cakasından anlık imrenmeler devşiren bir sevgili,
Bir türküde efkarlanıp kendi içine dökülen o tenha adam,
Siyaset öfkesiyle harfleri döven hırslı bir klavye şövalyesi,
Ve o kaba cümlelere sessizce sitem savuran kırgın bir ses...
​
Hiç bilmiyorlar, vallahi hiç düşünmüyorlar paylaşırken;
O tetiğe basan parmakların bir gün, evet bir gün buz tutacağını.
Düğünde halay çekerken, cenazede ağlarken,
Dünyaya çalım satıp heveslendikleri tam şu an
Zamanın kendi üzerlerine de birden kapanacağını bilmiyorlar.
​
Ben de aynı çarkın içinde sürüklenip duruyorum işte,
Avucumda donuk bir ekranın o ince sızısıyla...
Kendi ömrüme güya taze bentler çekiyorum,
Kendi yarınlarımın o mağrur, o boş telaşına kapılarak.
​
Sonra bir parmak dokunuşuyla süzülüp gidiyor yüzler.
Aynı mavi gölge vuruyor çeneme,
Ve bilmiyorum ben de, inanın bilmiyorum...
Kendi son fotoğrafıma
Kaç nefes kaldığını.

Murat Avcı Ozan
Kayıt Tarihi : 24.07.2026 00:44:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!