yüreğimi ele geçiriyor fısıltılar
geleceği bir endişe olarak sunuyorlar
sessizlik ve keder içinde izliyorum onları
mahrum kaldıklarımı hiç hatırlamıyorlar
çökmüş bir yüzün kederli bakışlarında donukluk seziliyor
gece yakalayıverir bizi yaşam
tüm gündüzü silerek
budalaca düşleri yerle bir eder
acımasızdır gece
kurtulamaz hiçbir düş elinden
bir düşü uzatırken kısaltırız
ne de arsızca saplanırız bataklıklara,
haykırırız da saplanmışken en derin uçurumlara
bir düşü böylece bağlarız kabusa
bulanmışken bedenimiz çamurlara
hayır, geri çekiliyorum elbette
girmeyeceğim o savaşa
ama bilmenizi isterim ki tüm askerler arkamda
önümde ise fethedilecek bir köy var
bu köye razı değilim
yara almadan göçmeli kuşlar
kanatları süzülmeli
alçalmalı
ama ölmemeli
kasırgaya dönüyor fırtınalar
gökte çılgın bir koro vardı
şimşekler bulutları yarıp geçiyordu
yıldızlar artık parıldamıyor
ay kendini güneşle kıyaslıyordu
doğan gün artık kimsesizdi
horozlar vakitsizce ötüyordu
bir periydik ve kanatlarımız çok inceydi
canımız yanardı uçarken ama alçalmazdık hiç
nehirlerin şırıltılarını duyardık
ve parıldardık akıp giden sularda
görünmek istemezdik kimselere
pek gülünç düşler vardı
ansızın yükselirdi coşkuyla
ve acı yavaşça eksiltirdi
soğuk bir tutkuya dönüştürürdü
ah, utanma düşlerinden
yük olsa da sana gecenin ıssızlığında
Günahkârın en temiz gözyaşı
Akıyor sımsıcak, ısıtıyor yanağını
Meleğin kanadını neden kırdın?
Bilmez miydin düşeceğini
Ve saplanacağını iblisin çatalına?
Güneşin ışığı uğramaz bu diyara.
Isınmak için gelen ne arar ki burada?
Nedir istediği bu misafirin?
Işık mı vurmaz geldiği yerde?
Hem de kızgın güneşin altında!




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!