Dolunay suskun ölüm gibi
Saatler sensizliği gösteriyor
Keşke olsaydı şarabın mavisi
İçer miydik birer kadeh
Sen, ben, ve vurulmuş kadınlar
Şerefe demezdik
Epeydir yolunda gitmeyen çok şey var
Bir çok şey iyi değil
İnsanlar, vicdanlar
Biliyorum
Ben gibi, sende iyi değilsin
Sen orda
Ah derin bakışını;
Merhametle öptüğüm
Sefaletin resmi ile çekilen
Mutluluk pozları gördüm..
Sen diyarbakır surlarında
Seher vakti esen reyhan kokusu
Vurulmuşum gözlerine
Dört ayaklı minarenin orta yerinde
Ben zulümden yaralı gelmişim sana
Bir dilencinin açtığı avuçla sar yaralarımı
Sen giderken, çok şey gidiyordu
Üç fidan, darağacı'na yürüyordu
Cemal Süreya, sürgüne
Yılmaz Güney, firar ediyordu
Ahmed Arif, hasretten prangalar eskitiyordu
Nazım, mektubun'da Piraye'ye
Seni, yalnız seni, tanımak
Gülüşün'de uyanmak
Gerisi ne varsa, sessize, almak..
Sen susarsın
Bir fotoğraf karesi senin içinde bağırır
Vicdanın yırtılır.
Kuşlar gözlerini gökyüzü sanıyordu
Sesin şiir kokuyordu
Sokağın duvarına
Çocuklar gülüşünü çiziyordu
Kafiyeli, ve mavi
Öpmeseydim ihanet olurdu...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!