Gel de bana sor
Yüreğine kör bıçak saplanınca
Darda kalmak neymiş gel de bana sor
Acılar içini sarpa sarınca
Pembe düşler kuruyorum;
Bir göz oda, dört duvar kitap
Bahçeye çıkan kapı aralık
Toprağa basıyorum yalınayak
Tepemde güneş sarımtırak
Gelincik tarlaları boy vermiş
Yürüdüm kervan yolunda
Gurbet çöktü üstüme gel
Sevdan duruyor solumda
Şu sılama küsmeden gel
Ömrüm zamanla yarışır
Yayığında yoğurdu
Çarığında umudu
Yolun gözler yavuklu
İçek soğuk suyunu
Gelin gidek Ardahan'a
Yumurta kıralım sahanda
Kurdu kuşu tanır elbet dağlar
Ömür geçti gelmez oldu bahar
Kışı başka yazı başka aylar
Ömür geçti gelmez oldu bahar
Güller güneşin aşkıyla soldu
Gel sen;
Yaşanır bir dünya için sevginin temelini at;
Tüm ölüm ve zulüm kuşananlara inat;
Özgürlük çiçeğim ol…
Gel - Sen
Ne fark eder ki;
Aylardan Eylül olmuş,
Kasım olmuş,
İlkbahar yaz, sonbahar kış
Arkanı bana dönüp gitme
Benden başka yar sevme
Ellerin dola boynuma hele
Ölüm kapımda gelmez dile
Gel yârim, gel, gidelim buralardan,
Gün, karşı dağda doğmak üzeredir.
Her sabah güneşi seyreden çocuklar,
Yumuk gözlerini oğmak üzeredir.
Dar bir girdabın içindeyiz
Çepeçevre sarmış zorlu bir yaşam
Denizin kıyısına vurmuş balıklar
Dağların eteğinden asılmış ağaçlar
Ürkek bir ceylan üşür düştüğü çukurda
Karıncalar yuvasız, tutsak bir kovuşta




-
Halil Doğan
Tüm YorumlarKalemine yüreğine sağlık...