Göz yaşların zaman makinası gibiydi
Takvimleri eskiten göz yaşındı
Her bir damlada o günü bulurdum
Mutlu yüzünü, kırılmış kalbini...
Ne hisseder ki insan
Uzaksa, göremiyor ve dokunamıyorsa
Ne hissedebilir ki insan?
Ben de bilmiyorum
Körelmiş, hissizleşmiş hislerimle
Sen de gittin
Bulutlar gibi, gök kuşağı gibi veya şimşek
Senden geriye çok bir şey kalmadı
Yerde parıldayan yağmur damlaları,
Akıllara işleyen rengarenk gökyüzü,
Kömürden gökyüzünün elmasa dönmesi dışında
Hüznüm gecelerime damlar
Sensiz gecelerime
Düşleyemez oldum güzel yüzünü
Sırf acı çeker üzülürüm diye
Acının kölesi oldum
Seni görmek için
Yanına sokulmama gerek yok ki
Azıcık yukarı çıkıp gözleri kapatınca
Denizin kokusu, dalgaların şırıltısı eşliğinde
Saçlarını koklayabilir
Gözlerine doyasıya bakabilirim.
Göz yaşlarımın kalbimin kederini temizlediği bir gecede
Ben sana ağladım
Uğuldayan rüzgarı saçlarını okşayabildiği için kıskandım
Tepede parlayan ay ışığını gözüne dokunabildiği için kıskandım.
İnsanın hayalleri olmasa
Hayat belki de siyah beyaz olurdu
Görmek istediklerimiz beyaz
İstemediklerimiz siyah
Aşkı da var eden kırmızıyı,
Sırf sensizliğim dinsin diye yazıyorum
Cümlelerime sen damlasan da
Tek nir şey için tutuşuyorum.
Tek bir cümle
Gözlerine bakıp seni seviyorum demek.
Burnumda nergis gibi tüterdin
İçime çeksem başka dünyalara götürürdün
Yalnızlığım yankılanırdı kalbimde.
Rüyalarım bile seni görünce aşık olurdu.
Her şeye rağmen dönüyor
Üzüntünle kahrolsan da
Rüyalarından onsuz uyansan da
Dünya tüm yıldızlar parlamasa da dönüyor




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!