Sana yar demiştim,
Yaram oldun.
Şimdi akıttığım her damla yaş
Boynuna asılı bir zincirin halkaları olsun.
Beni ansızın bırakıp gittin ya,
İnsan hayatı boyunca hep mutluluğu bekler dururmuş
bazen geldi sanar kapıya koşar bazende tam tutacakken kaybedermiş
Oysa mutluluk dille dudak arasında kıvranan 3 kelime 8 harf değilmiş
mutluluk bazen bir bakış
bazen bir gülüş bazende vazgeçişmiş
senin için senden vazgeçtiğim gün anladım
Annem, küçüklüğümü soran herkese "yaramazdı" derdi.
Şimdi anlıyorum, evet annem, küçükken yaram (azdı.)
Şimdi ise yara, yarayı doğuruyor.
Düşe kalka büyüdüğüm bu hayatta,
Hep bir ayakta kalma mücadelesi veriyorum.
Sen olsan, tutardın ellerimi, bırakmazdın beni.
Başhekim taburcu olan hastalara göz gezdiriyordu ,yanında bir doktorla
Eşyalarını hasta bakıcılar ile birlikte toplayan kadını göstererek.
Bu kadının hikayesi ne diye sordu?
Doktor onu buraya getirdiklerinde kafasında kurumuş dallardan yapılmış bir taç vardı.
Otlar çoktan sararmış,solmuştu ama taç hâlâ kafasında duruyordu.
Hasta bakıcılar tacı çıkartmaya çalıştı.
Sen olmazsan olmaz...
Açmaz saksıdaki güller,
Şarkı söylemez fesleğenler.
Ben mutlu olamam bir daha.
Sahi, kararlımısın bu defa gitmeye?
Bitirebilecek misin bizi?
Bu sana yazdığım ilk ve son mektup kelimelerin âciz kaldığı anlardayım, o kadar çok yazmak istiyorum ki, ya da tükürmek celladımın suratına bilmiyorum içimdeki yastıkaltı senler avuç içlerimde kanarken var mı cesareti dudaklarımın?
Gözümde siyah beyaz anılar ilk beni kanattığın o gün sanki milyonlarca oku aynı anda saplamıştın yüreğime, ben bir yandan akan kanlara bakıp, bir yandan da sana bakıyordum. İçimde yıkılan senlerin yıkılış seremonisine kulaklarımı kapatsam da, engel olamamıştım gözümden düşüp kırılmana.
Şimdi öfkenin bam tellerinde yalın ayak geziyorum. İçimde onlarca küfür aç kurtlar gibi çıkmayı bekliyor dudaklarımdan ve ben nedendir bilmem? Belki de sana kıyamayışımdan, sıkıyorum sıkı sıkı dudaklarımı...
Yol verdiğim insanlar, verdiğim yolda yürürken
can verdiğim insanların beni sırtımdan vurması
hiç şaşırtmıyor artık beni.
Onlar mı yürümeyi çok seviyor,
yoksa ben mi hâlâ el sallamayı,
bilmiyorum...
Açma yüreğim, derindir izi;
Kanar geceleri, gizli gizli.
Yokluğun zincirli dili,
Boğazımda bir yumru, yutamıyorum.
İçerim gam dolu, kimseler bilmez;
Sırtıma sapladığın bıçak değil de neydi?
Ben kan kusarken, umarsızca bakan gözlerin neden di?
Hani seviyordun, hani bensiz nefes alamazdın?
Şimdi kimlerle nefes nefesesin,
Söylesene yasak sevdam.
İmkansızlıklar içinde yeşermiş bir ağacın meyveleriydik biz
Dallarımız birbirinden ayrı
Yönlerimiz birbirinden farklı
Aynı sevda ile yoğrulup aynı aşk ile yeşillendik
Ademin havva için cennetten vazgeçisi gibiydi sana olan sevdam
Yasak ama gururlu




-
Mucize Şiirle
-
Erhan Tığlı
Tüm YorumlarHayranınım deniz hanım
Siz İzmirlisiniz galiba. Ben de Aydınlıyım, hemşeri sayılırız. Birbirimizi takip etmeye yorumlamaya ne dersiniz?
Dost selamlar.