'Deh arabam deh!' deyip yollara düşerdi,
Sopasını sallayıp herkesi de geçerdi.
Çilelerden uzaktı, aşka düşmüştü yolu,
Bütün gün at sürerdi, çamur ve toprak dolu.
*
Mahallede bir güzele kalbini vermiş idi,
Sevgilisi uğruna umutlar sermiş idi.
*
Görünmedi o güzel ona günler boyunca;
Belki de gülecekti mesleğini duyunca.
*
Bir çare bulmak için epey kafa kaşıdı,
Kızı kandırmak için bin bir plan taşıdı.
*
Çarşıya bir uğrayıp adamlar bulmalıydı,
Onlara emir veren bir tüccar olmalıydı.
*
Öteyi düşünmeyi kafasına takmadı,
Uykuya daldı hemen, sağa sola bakmadı.
*
Rüyalar ne güzeldir; insan paşaya döner,
Elbet yariyle orda yanan ateşi söner.
*
Buluştu rüyasında sevdiğiyle coşkuyla,
Gece ilerledikçe uyudu bu duyguyla.
*
Buldu birkaç adamı, dedi; Gerek var size,
Ücretler çok cömertçe, dikkat edin bu ize.
*
Hizmet iyi olursa bahşiş falan var benden,
İş iyi yapılmalı şafak vakti erkenden.
*
Şuralardan bir yerden lüks kıyafetler alın,
Yanımda durmak için hazır şekilde kalın.
*
Ben her nerde durursam koşuşun hemen bana,
Sürekli hürmet edin, geçmeyin öte yana.
*
Neyi kelam eylesem sıra sıra dizilin,
Ben çalımlar çektikçe siz altında ezilin.
*
Tıpkı Azrail gibi çekinin, korkun benden,
Getirin şık bir fayton şu köşedeki yönden.
*
Zengin bir araç olsun, gıcır gıcır cilalı,
Gözler görmemiş olsun yapılmış yapılalı.
*
Ben faytona binince siz yaya gelirsiniz,
Ben emir yağdırırım, sizler eğilirsiniz.
*
Getirdiler faytonu, bindi bizim arabacı,
Adamlar arkasında, durumları çok acı.
*
Bizimki açtırdı camları sonuna dek,
Rüzgar gibi savruldu üstünde sanki ipek.
*
Elbisesi birinden alınmış bir emanet,
Gömlek dersen o biçim, görünüyor zarafet.
*
On parmakta on yüzük, onu da sahte gümüş,
Yürüyüşü pek havalı, sanırsın güzel bir düş.
*
Pantolonu ütülü, şahsiyeti tutarlı,
Saçlar pırıl pırıl, bakışları kararlı.
*
Eli bileğindeki sahte altın yaldızda,
Bir eşi daha yoktu ne güneşte yıldızda.
*
Arabacı baktı ki; kız balkonda duruyor,
Sanki rüya görüyor ve hayaller kuruyor.
*
Saçları yelpirdiyor esip giden rüzgarda,
Kendi balkonda ama yüreği yarınlarda.
*
Kızı gören bizimki deli gibi sevindi,
Fayton durdu caddede, tüccar olup da indi.
*
İşçiler el bağlayıp emrini beklediler,
Arabacı yürürken onu eteklediler.
*
Nere bassa peşinden geliyor adamları,
Titretiyor yürüse bütün koca damları.
*
Bizim tüccar haykırdı: Verin bana bir ölçek...
Müstakbel kervansaray nah şuradan geçecek...
*
Şurayı yıktırmalı, burayı kazımalı,
Nah şu evin temele bütünüyle sızmalı.
*
Adamlar bağırdılar: Tüccar beyim sökelim...
Bu evin bedenini şu caddeye dökelim...
*
Ne kapı bırakalım, ne pencere binada,
Ne kadar tozu varsa kalsın hepsi odada.
*
Sözü edilen bina o kızın evi idi,
Duyduğu an kızcağız sanki bir deli idi.
*
Ev yıkılsa mahvolur dul anayla o kadın,
Baba ölmüş öleli zaten çıkmış hep adın.
*
Kazanç mazanç hep nanay, elde yok, avuçta yok,
Ev de elden giderse ek üstüne sivri ok.
*
Çağırdı annesini, indiler ta caddeye,
Yalvarıp yakardılar bizim ulu sahteye:
*
Ne olur be evladım, bu ev bizim yuvamız,
Yıkılırsa açıkta kalmaz mıyız, davamız?
*
Bu zavallı kızımın kimi var benden başka?
Biz iki zavallıyız, geçim meçim hep laçka.
*
Malum; kiralar hışım, ev olmazsa yanarız,
Yakacak paramız yok, nerden bulur yakarız?
*
Rahmetli sağ olsaydı, inan ki aldırmazdım,
Köhne bir yapı için bu kadar yalvarmazdım.
*
Yakışıklı bir gençsin, biraz acı ablana,
Bak kızım da güzeldir, sakın atma yabana.
*
İşçileri dağıt da buyur bir çay içelim,
Dertleri, acıları sana bir bir döküp geçelim.
*
Arabacı düşündü: İşler yaman düzeldi,
Senin olmaz dediğin işte olura geldi.
*
Kabul etti işçiye bir saat izin verip,
Bir masaya kuruldu ahşap binaya girip.
*
Başvurmadı yalanlar ne şuraya buraya;
İstediği gelmişti kendi girdi sıraya.
*
Kızın yaşlı annesi kasten dışarı çıktı,
Arabacı uzanıp kızın kolunu sıktı.
*
Anlaşmak zor olmadı; adam parlak, kız derin,
Koskoca bir tüccara iftira atmak serin.
*
Kılık kıyafet düzgün, ense kulak yerinde,
Tüccar deyip geçme, etiket üzerinde.
*
Sevişip öpüşerek çekilince geriye
Zaten yaşlı anne de girmişti içeriye.
*
Anneciğim dedi kız. Ev yerinde kalacak;
Tüccar beyim Paşa'dan bir izin koparacak.
*
Zaten kendisi olur dayıoğlu ağanın,
Amcası sahibiymiş oradaki doğanın.
*
Tüccar beyim Vali'nin sınıf arkadaşıymış,
Komutan kendisinin kan ve süt kardaşıymış.
*
Birdirbir oynarlarmış tümenin paşasıyla,
Tüm evleri yıkacak elindeki maşasıyla.
*
Çünkü kente gelecek yeni bir kervan yolu,
Yetkilerle donanmış bu beyin eli kolu.
*
Bizim ev yıkılmayıp yükselecek böylece,
Kervandır ki geçecek önünden gündüz gece.
*
Arabacının parası az zamanda tükendi,
Para kazanmak için çarşılara eklendi.
*
Öyle para gerek ki; hem kız yesin hem oğlan,
Bizimkinin sırtına ağır yüktü bu yalan.
*
Tam bir şişe şarabı dikti sonuna değin,
Satılmayı beklerken tekerleri emeğin.
*
Şarabın etkisiyle ta yürekten coşmuştu,
Atları dehlemek için sokaklara koşmuştu.
*
Bendedir en iyisi, deh arabam yürü deh!
Mallarım geldi beyler, yolları bana açın heh...
*
Diye bağırıyordu alıcı olanlara,
Başlıyordu övgüye biraz yanaşanlara.
*
O sırada anayla kızı geziniyordu,
Anası 'Ben bu sesi tanıyorum.' diyordu.
*
Birden geri döndüler. Baktılar ki; sahtekar,
Demek arabacıydın, Allah'ından bul bekar...
*
Diye haykırıverdi zavallı yaşlı hanım,
Kız dedi düşüyorum... Yok mu beni tutanım?
*
Sahte tüccar ilk anda sezdi olacakları,
Atları dehleyip de kırdı tüm bacakları.
*
Kaçıp gitti oradan, atlarını sürerek,
Kendi yalanlarına için için gülerek.
*
Kurtulmuştu o anlık büyük sahte yalandan,
Kurtulmuştu kızdaki o gösteriş planından.
*
Zaten cebinde yoktu çay içecek mangırı,
Atının nallarından kopuyordu tıngırı.
*
Mahallede bir süre kimseye görünmedi,
Zaten paşa rolüne bir daha bürünmedi.
*
Arabacı tahtına geri dönmüştü artık,
Üstündeki o lüksler olmuştu yırtık pırtık.
*
Düşündü ki zenginlik bana göre değilmiş,
Yalanlarla kurulan köprüler hep eğilmiş.
*
Atına sarılarak, 'Affet beni sen' dedi,
Kendi helal rızkını kazanmaya kükredi.
*
Öyle bir dehledi ki kırbacıyla havayı,
Titretti sokakları, salladı tüm ovayı.
*
Dehlemekti tek işi, buydu onun gerçeği,
Böylece solup gitti aşkının ilk çiçeği.
*
Kız ise evlerinde ağlıyordu durmadan,
Nasıl yedik bir fend, diye akıl yormadan.
*
Annesi diyordu ki: Kızım ucuz atlattık,
Biz o sahte tüccara az kalsın evi sattık.
*
Boylu poslu diyerek nasıl da inanırdım,
Onu gerçekten soylu bir beyzade sanırdım.
*
Kim derdi arabacı çıkacak o düzenbaz,
Bizi kandırmak için kış gününde yaptı yaz.
*
Şükür ki paramızı cebimizden almadı,
Geride gözyaşından başka bir şey kalmadı.
*
Mahalleli duyarsa elbet bize gülecek,
Bütün cümle alem de halimizi bilecek.
*
Rezil olduk komşuya, el alemin diline,
Nasıl düştük kızım biz, bir ahmağın eline?
*
Mahallede dedikodu hızla yayıldı gitti,
Bizim sahte tüccarın bütün forsu da bitti.
*
Bakkalı ve manavı hepsi ona güldüler,
Olayı duydukça da eğlenip döküldüler.
*
Arabacı geçerken hepsi selam çakardı,
'Tüccar beyim' diyerek arkasından bakardı.
*
Bizimki hiç tınmadan hep yoluna koyuldu,
Bütün o utançları yüreğinden soyuldu.
*
Atının yelesine taktığı o tellerle,
Sokakları arşınlar, oynardı saf ellerle.
*
Hayatı öğrenmişti, yalan dolan çok boştu,
Atıyla dehleyerek gitmek ona pek hoştu.
*
Boynunu bükmedi hiç, dimdik durdu ayakta,
Gözleri umutluydu doğacak bir şafakta.
*
Yıllar geçti aradan, o da artık uslandı,
Saçlarına ak düştü, yüreği de paslandı.
*
Ama hiç bırakmadı can yoldaşı atını,
Terk etmedi hiçbir an tahtadan saltanatını.
*
Ne zaman o sokağın başından geçse yaya,
Gülümseyerek bakar gökteki dolunaya.
*
Deh demek bir sanattı, onun kendi dilinde,
Kamçısı yadigardı, sıkı sıkı elinde.
*
Ne bir zenginlik arzusu, ne paşa olma derdi,
Gerçekliği sevmişti, hakikate o erdi.
*
O kız ise evlendi, gitti uzak diyara,
İçinde kalmamıştı en ufak bir yara.
*
Arabacı bağırır, inletirdi her yanı,
Helal rızık peşinde harcamıştı zamanı.
*
Deh arabam yürüsün, yollar bize açılsın,
Yalan dolan peşinden koşanlar da saçılsın!
*
Diye nida atarak, kaybolurdu dumanda,
Zenginliği reddedip, hakikati umanda.
*
Bir zamanlar sahtekar, şimdi dürüst bir candı,
Dehleyerek atını, efsaneye uzandı.
*
Arabanın tekeri döne döne aşındı,
Bütün yükler yıllarca bu yollarda taşındı.
*
Atı da yorulmuştu, nefesleri derindi,
Dinlendikleri yerler gölgelik ve serindi.
*
Her 'deh' deyişinde bir anı canlanıyordu,
Kalbindeki ateşler sanki harlanıyordu.
*
Gençliğin rüzgarları esip geçmişti çoktan,
Vazgeçmişti arabacı o süslü sahte oktan.
*
Bir gün çarşı pazarın ortasından geçerken,
Güneş henüz doğmamış, vakit daha çok erken.
*
Karşısına dikildi tanıdık bir düz duruş,
Eski günlerden kalan solgun yüzlü bir vuruş.
*
Bu o yaşlı anaydı, kızı uçup gitmişti,
Yıllar onun ömrünü yiyip yutup bitmişti.
*
Arabacı durdurdu yorgun düşmüş tayını,
Hatırladı bir anda eski kendi payını.
*
Kadın ona bakarak hafifçe de bir güldü,
'Geçmiş olsun evladım' diyerek sözü böldü.
*
Arabacı şaşırmış, biraz da utanmıştı,
Gençliğinde ne kadar boş şeylere kanmıştı.
*
'Sağ ol teyze' diyerek başını yere eğdi,
Yıllar sonra bu tesadüf yüreğine değdi.
*
'Kızın nasıl?' diyerek sordu titrek bir sesle,
Bekledi cevabını tutulan bir nefesle.
*
Kadın dedi: Evlendi, mutlu şimdi yuvası,
Geçti gitti bizlerden o gençliğin havası.
*
Sen nasılsın be oğul, atın nasıl, araban?
Dedi: İşte böyledir yolları sürer saban.
*
Yalan dolan biteli huzur buldu yüreğim,
Artık dürüstlük oldu benim çelik küreğim.
*
Dehleyerek atımı helal rızık ararım,
Kendi alın terimdir benim şahsi kararım.
*
Kadın 'Aferin' dedi, Doğru yolu bulmuşsun,
Sahtelikten sıyrılıp olgun bir er olmuşsun.
*
Helalleşip oradan ayrıldılar güzelce,
Arabacı atını dehledi hep özelce.
*
Güneş göğe yükseldi, aydınlattı sokağı,
Çiçeklerle bezendi kentin bütün bucağı.
*
'Deh!' diyerek inledi bütün o taş duvarlar,
Ona selam dururdu sokaktaki çınarlar.
*
Bir efsane olmuştu 'Dehleyen Arabacı',
Silinmişti kalbinden takmıştı gerçek tacı.
*
Yolları arşınlarken rüzgar öptü yüzünü,
Gökyüzüne savurdu her bir dertli sözünü.
*
Böylece bitti masal, atlı araba durdu,
Hayat denen bu yolda en güzel düşü kurdu.
Kayıt Tarihi : 25.08.2026 10:51:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!