Köyümün çamurlu, taşlı yolları,
Yaz kış ılıktır buranın havası.
Çıkmak ister ağıldan küçük başları,
Sorar Adem abi, durmadan.
"Davara gittin mi davara?"
Buz gibi soğuk akar çeşmenin suları,
Ağaca yaslanmış çalar Osman abi sazını.
Yalaklara taşınır otu, suyu, samanı,
Yine o soru sorulur:
"Davara gittin mi davara?"
Malatya’nın yurdu, dağı, taşı, ovası,
Çit çakar Enes, sayar keçiyi kuzuyu.
Genç delikanlının da dilinde aynı tasası,
Adem abi soruyor yine:
"Davara gittin mi davara?"
Tandırda pişer, mis gibi kokar bilikler,
Dumanı tüter bacadan, gökyüzüne süzer,
Komşular bir araya gelir, sohbet koyu geçer,
Yüzlerde bir gülümseme, tebessüm eder.
Bağlarda yetişir üzümü, kayısısı baldan tatlı,
Emekle yoğrulur toprak, alın teriyle katlı.
Tarlalarda çalışır Mehmet emmi, yorulmak bilmez,
Doğanın cömertliği, köyümüzde hiç eksilmez.
Akşam olur, döner davar ağılına sessizce,
Çoban yıldızı parlar gökyüzünde ince ince.
Köyün üzerine çöker huzurlu bir karanlık,
Yarın yeni bir gün başlar, umutla, sevinçle.
Kayıt Tarihi : 7.06.2026 21:18:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Gerçek kişi ve olaylara dayanarak kaleme alınmış ve Adem Sönmez'in "Davara gittin mi davara" meşhur sözlerine hitaben yazılmış bir şiirdir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!