Şimdi sonsuzluğun,sona erdiği yerden
Koptum o koca dağın zirvesinden
Dağın bağrındaki sarp kayalıklardan
Bir heyelan oldum geliyorum
Sürdüm kaderde önüme ne çıktıysa
Yıkacak herşeyi içimdeki bu sonsuz heyecan
Yutulan sözler iz bırakmaz mı yürekte?
En yüksek çığlıktır suskunluk gerçekte
Kara dehlizlerin varlığı bana koymaz
Beni senden hiç kimse ayıramaz
Kelebeklerin ki kadar renkli olmasa da
Bu albenili hayatı yaşamayı çok sevdik
Aslında biz bu dünyaya ölmeye gelmiştik
Ağlayarak geldiğimiz hayattan ayrılamadık
Bir sabah bana gelsen günün aydın desen
Ne çıkar?
Gittiğin o günden beri ruhumda
Bir günde sen bir ayda sen
Şimdi hangi sahile gitsem
Hangi yakamozları izlesem
Dalgalara adını söylesem
Hepsi senden konuşuyor
Çevremize sunduğumuz şeylerin cesameti kadar
Değer gördüğümüz bir hakikattir
Eksik kalmaya başlarsanız değeriniz düşer
Erkek eksik kaldığı kapıya bir daha gelmez
Bir yağmur bulutuyuz dedik
Öylede çıka geldik
Hani bu topraklara bereket getirecektik
Kuruyan her şeyi yeşertecektik
Ama biz bir şeyleri hesap edemedik
Daha dün gibiydi geçip giden zaman
Sen benim için kapısından giremediğim
O gizemli yasak şehir gibisin
Merakım çok ama caddelerinde gezmişliğim yok
Umutlar terk edilmenin eski bir mabedi gibi duruyor
Soğuk gecenin sınırlarında gezinen rüzgar
Buralarda sandallarla sohbete dalmış
Gölün yüzüne nadir hallerde dokunur
Ayın kalbinden yükselen nur
Yaşadığımız bu deli çağ kıymetli ne vardıysa
Çekti aldı elimizden götürdü acımasızca
Harcadı bezirgan pazarında geride ne kaldıysa
Artık bu cepheden bize farklı güneş doğmaz




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!