Yer yüzü zaten bir alem
Çoktan zevk-ü sefaya dalmışlar
Döndüm birde yerin altına baktım
Benimle gelenlerin tamamı
Sessiz sedasız çekip gitmişler
Etrafımıza sinsice gerildi demir teller
Elimi acıtıyor sıktığım o dikenli eller
Haddini aşıyor bu konuşan zır cahiller
Çok şey için kaba İlgisiz ve bilgisizler
Vefadan yana pek de nasipsizler
Dipte köşede kalmış tüm cesaretimi toplayarak
Yıllar sonra özlemle ulaştım yarin kapısına
Heyecanla uzattım elimi kapının tokmağına
Kapının ruhu bana çok yabancı geldi
Yaşın yaşadığın gün kadar
Ömrün ise canın yandığı kadar
Yaşam denilen şey
Sade bir aldanıştır gözümde
Yaşadıklarını unutmayı beceremeyen
Hatıralarına esir olup yalnız kalan
Bu alemde bir tek insanoğlu kalmış
Mevsimlerin gölgesinde yaşayanlar
Zorluklara karşı durmazmış
Ne zaman baksam onların evden yana
Mavi boyalı pencerede bir çift güzel göz
Bir şeyler arar dururdu umutsuzca yukarılarda
Bilemezdim hemde çok merak ederdim
İ
Bir tarafta uykuya
Erken iltica etmiş şarkılar
Diğer yanda
Diri kalmayı başarmış hatıralar
Benim memleketimin tepelerine
Soğuk kuzey rüzgarı esmeye görsün
Sular donar yürekler üşür
Solgun yaylalarına kış çabuk gelir
Yolları sessizce kar ile kapanır
Aman vermez kar kimseye
Nedense ben sevemedim sonbaharı
Yıllar geçti unutamıyorum bir türlü
Rıhtımda boynu bükük ağlayanları
Yaprakları ve o hazin ayrılıkları
Sonbaharın rengi bile kavruk sarı
Göç saati gibidir sabahları
Mahur gözlü bir dilber vardı
O yıllarda bizim oralarda
Kalem kaşlı ince belli
Birde üstelik işveli
Akça pakça sürme gözlü
Didarı şahane




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!