elin else elimde
gözün gözümde bir yuvarlaksa / muhtelif renkte
dudakların
konuşurken / yemek yerken / ya da soluklanırken
ayrıklığı beliren kabartılı biçimse
memelerin iki tepecikse bedeninde
Paris / bir yığın rüzgarın birleştiği yer
kendiliğinden kimi
kimi tutsaklanarak getirilmiş
her rüzgar farklı bir bulutu katıp önüne
boşaltır Paris'te / Paris üstüne
onca rüzgardan / onca buluttan doğar
yağmur yağıyor
damlacıklarında bin bereket
damlalar büyüyor
büyüyor ansızın
durmuyor yağmur
damlalarında bin öfke
gece
çırılçıplak bir gece
ne bir bulut
ne de ay
yıldızlar sofrası
sadece
dur durak tanımadan yürüyor / yürüyor habire
uyurken bile gecede
bak duyuyor musun
derinden gelen ayak seslerini
düşlerimiz zorluyor kabuğunu
bakış / ses / öpüş
bizden yana esiyor rüzgar
daralıyor giderek
gökyüzünü mesken tutmuş sarkacı zamanın
sıfır olduğunda
kımıltısız öylece kaldığında
uyuyacak elimde elin
kul sıkışmayınca
Hızır yetişmez derler
nerede kaldı bu Hızır
göremedim kaç yıldır
yoksa keyfinde mi
sıkışsın be kerata diyerek
rüzgarında arayışın
bir örümcek ağına düşmüşken / adı sevda olan
yudum yudum içmeye durmuşken
sabah serinliğine bandırılmış o büyülü iksiri
hangi sokağında yankılandı ayak sesleri ölümün
oysa çiçek çiçekti tüm sözcükler
yalıtılmış zamanlarda atıyor yüreğim
onun dışında bir ölü deniz gibiyim
dokunuş / ses / kokun bile
alıp götürmeye yetiyor / yalıtılmış zamanlara
o devinim rüzgarında
bir uçurtmaca havalanıyoruz / birlikte
öylesi anları vardır ki bu serüvenin
öylesi yerlerden geçilir ki / olmayan haritası
bir sözcük tınılarda bir ağızdan
kitaplar dolusu söylemin altında kalırsın
dolanmalara düşersin avare avare
belki kar / yağmur belki




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!