Elimden düşmeyen bir resim gibi
Gün düşünce çıkarıp çıkarıp baktığım.
Kuytu karanlıklarımı vurup aydınlatır.
Gecelerim koynunda saklı hayalin.
Ay doğarken hislerimin burcuna,
Hasretinle gece gündüz yanarım.
Her gelen geçene seni sorarım.
Dönmüş diye mahzun bakışlarını,
Perdelerin arkasında ararım.
Hasretinle avuturum kendimi.
Sen Zilelim...
Hasretliğin doruğuna oturmuşsun,
Kuş uçmaz, kervan geçmez yollar senin.
Uzansam uzanamıyor.
Dokunsam;
Koklasam koklayamıyorum saçlarını.
Dokunma hiç kalsın böyle. Yaramı sarma dur doktor. Çaresi var mı ki bir söyle. Üstüme varma dur doktor.
Doktor, doktor aman doktor. Söylenmiyor, derdim çoktur. Her derdin çaresi olsa. Aşk derdine çare yoktur.
İlacını sürme kalsın. Gerisini bilme kalsın. Mahşere kadar hep yansın. Kendini hiç yorma doktor.
Her sitem edişte küsüp gidersen;
Biter mi önünde ayrılık yolu.
Hiç yüzünden böyle kalpten silersen;
Neye varır söyle bu aşkın sonu?
Uğrunda yıllarca ağlatacaksan.
İhanetin zehrini ben bu hicranla tattım.
Bir arzu, heves için kendi kendimi yaktım.
Hasretin kucağında baharımı kış yaptım.
Seni sevmekten başka söyle sana ne yaptım?
O siyah saçlarımı yokluğunla ağarttım.
Söz verdiğin yerde o gün,
Gün boyu seni bekledim.
Belki geç kalmıştır diye,
Issız yolları gözledim.
Gün tükendi enginlerde.
İstanbul, İstanbul demeyİn bana.
Söz etmeyin şu kentten n'olursunuz! ..
Alın sırtınıza yükünüzü;
Taşı, toprağı altın olan İstanbul'a.
Yaşamdan yoksa korkunuz.
***
Sızlatır içimi, deler gönlümü,
Mazide bir yara şu hatıralar.
Günbegün dertlerle eler gönlümü,
Mazide bir yara şu hatıralar.
Kırılır anınca kolum kanadım.
Yıllar sonra bir gün karşılaşınca,
Seni tanımazsam gel anlat bana.
Gelmişten, geçmişten hep konuşalım.
Eski anıları hatırlat bana.
Elele tutuşup koştuğumuzu,
Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!