Aşkta yüzüm gülmeyince, kaderimi suçlarım.
Neden erken ağardı o simsiyah saçlarım?
Takıp peşine gittin çağlayan gençliğimi.
Sitemi hep sanadır o mahzun bakışların.
*(1995/1996 yıllarında TRT güfte denetiminden geçti.)
Düştüm apansız bir derde.
Adına sevda dediler.
Unutup da bir köşede.
Sevmediler, sevmediler.
Her gece düşümde sesi.
Bir gün apansız seni
Unutmaktan korkuyorum...
Saçlarını kokladığım.
Ellerini okşadığım.
Seni unutmaktan.
Bir gün başkasıyla mutlu olursan,
Başı öne eğik gelir geçerim.
Aradığın gerçek aşkı bulursan,
Kendime ben başka yollar seçerim.
Bir matem yaşarım gözleri kanlı.
Ben aşkı, sevdayı bilmem.
Ayrılık derler duyarım bilmem.
Ya sen, sen menekşe gözlüm;
Sevda ninnisiyle uyudun mu hiç?
Aşk derler, güler geçerim.
Balıkçı ardından kürek bırakmış.
Sevdalı hüzünlü yürek bırakmış.
Tanrı iyileri alıp götürmüş;
Kötüyü dünyaya direk bırakmış.
*(Yeni Adana Gazetesi Sanat Sayfas-05 Temmuz 1986)
Akşamın ne olur, seherin buysa?
Her mevsim kuruyan güle benzersin.
Hüzünler dağlamış yanan kalbini.
Ateşi sönen bir küle benzersin.
Yaşanmaz seninle bir aşk bir ömür.
-Pelin’e…
Bir İstanbul seni tanımak için
Elli yıl mı gerekliydi bilmem elli..?..
Torosların yanında bir dağ çiçegiydin
Solgun ve karışık güne yürüyen
Titretirdi her estiğinde seni
Savurup sallayan dağ yelleri
Yıkıla yıkıla giderdin kayan günde
Umarsız ufuklu bir güzeldin.
Ölümcül mermileriyle yaşamın,
Bir makam odasında kurşunlandım bu sabah.
En hoyrat duygularla özdeştim sanki...
Örümcek ağı hücresinde
Başlamıştı mahpusluğum.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!