Yalvarıyor Tanrı'ya geçimimi hazırla
Boy verecek ekinler, yeşerecek bu tarla.
Hayat kavgasıdır bu, ekmek davası diyor;
Umudunu koruyor bin senelik sabırla.
-Ocak 1977-İstanbul-
Düşman yurdu sarmış kurmuş cepheyi.
Çor çocuğa kıymış, vurmuş darbeyi.
Askerim tez olup sipere durun.
Sakarya’ya gömün hemen kahpeyi.
Sakarya’ya, Sakarya’ya yürüyün.
Sakarya'ya Girdik Toplu, tüfekli
Ne şehitler verdik çelik bilekli.
Alnımız ak çıktık er meydanından.
Yiğidim, Mehmet’im aslan yürekli.
Ata'm emir verir Sırabayır'dan.
Sakarya yolunda top, tüfek patlar.
Düşmanın topunu askerim haklar.
Bu vatan bağrında ne yiğit saklar.
Mehmetçik yurdumun yüzünü aklar.
Etten duvar örüp bürünür gize.
Kaf Dağı'ndan attılar beni!.
Ölmedim...
Kırk gün serap gördüm Afrika çöllerinde
Okyanuslarda ecelle pançeleştim.
Çiğneyip aşılmaz engelleri
Sana geldim.
Geçip gitse de yıllar,
Bir gün ayrılsa yollar,
Bir ışıktır umutlar,
Sana kavuşmak için.
Yağmur olur yağarım,
İşte ekmeğim,suyum neyim varsa sizindir.
Dost dediğim kalplere samimi bir sözümdür...
Birincide sıkılma,ikinci de yıkılma;
Yudum yudum içtiğim kadehimden zehirdir.
*(Yeni Adana Gazetesi Sanat Sayfası-10 Haziran 1991)
Her yudum duble duble boğazından süzülür
Sıraya geçmiş, safta boş şişeler dizilir.
Ne sarhoş doyar ona ne de alkol sarhoşa
Sarhoşların kaderi şişelere çizilir.
*(Yeni Adana Gazetesi Sanat Sayfası-18 Temmuz 1987)
Her karış toprağı kanla yoğrulur.
Mehmetçik can verip burda vurulur.
Her yanı kutsaldır Anadolu'mun.
Şehitler kalkıp da sanki doğrulur.
Sakarya'ya kadar Çanakkale'den.
Yolum öyle bir yol ki gülom
Çöreklenmiş akrepler, zehirli yılanlar.
Korkmak, kaçmak fayda etmez gayrı gülom.
Dönmek istesem de dönemeyeceğim.
Yıllar süren sıla özlemiyle




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!