Senin gözlerinden başka göz istemem,
Bana yılların hasretiyle bakan.
Ayrılık, bilmezsin ne zor.
Bilinçsizce bir köşeye yıkan.
Senin sevginden başka sevgi istemem,
Bir gün apansız seni
Unutmaktan korkuyorum!
Saçlarını kokladığım,
Ellerini okşadığım
Seni unutmaktan...
Gözlerinin rengini yitiriyorum bazen,
Bu yollarda yürüdük,toplandık kurrakurra.
Elimiz kalbimizde korkuyla dura dura.
Gün gelince,yolunuz "buraya dek" dediler;
Ahret kapılarına dizildik sıra sıra. . .
*(Ozan degisi/Sayı:11/Şubat 1993)
İlk ihanet eden bana
Aynalar oldu!
Sonra sen
İhanet ettin bana…
Aynalar eski güzelliğimden
Bir eser kalmadığını müjdeledi
-Hatay Şehitlerine
Ey! Kahraman asker sen misin burda yatan?
O kırık mavzerinle şahikalar yaratan.
Bizler için öldün sen, cennet vatan uğruna.
Şehitlik makamının vardın sen doruğuna
Torosların yanında bir dağ çiçegiydin
Solgun ve karışık güne yürüyen
Titretirdi her estiğinde seni
Savurup sallayan dağ yelleri
Yıkıla yıkıla giderdin kayan günde
Umarsız ufuklu bir güzeldin.
Ölümcül mermileriyle yaşamın,
Bir makam odasında kurşunlandım bu sabah.
En hoyrat duygularla özdeştim sanki...
Örümcek ağı hücresinde
Başlamıştı mahpusluğum.
-Pelin’e…
Bir İstanbul seni tanımak için
Elli yıl mı gerekliydi bilmem elli..?..
-İbrahim Sarıibrahimoğlu’na.
*Ters Akrostiş
Memleket sevdasında insan edebiyatı
Mut’tan öte,
Bir yol gider,
Yamaç yukarı büklüm büklüm;
Gözü doruklardaki ağaçların arasından.
Bir çoban kaval çalar çam gölgesinde.
Dağ yelleri ılgıt ılgıt eser.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!