Filizkıran fırtınası eser nisanda, sen yüreğime
İnce ince düşer damlalar toprağa, sen yüreğime
Kırlangıçlar mavi gökyüzüne kanat çırpar, sen yüreğime
Rüzgar gonca gül kokusu savurur, sen yüreğime
İlmek ilmek dokunur sevdanın rengi kilime, sen yüreğime
Yazı müjdeler gelecek günler, sen yüreğime
Sisli bir Edirne akşamında ayrılacağım
Geldiğim o yaz sıcağı Edirne'den
Yıllar önce son bahardı tanışmıştık
Şimdi zemheri ayrılacağım senden
Bu şehirden birlikte adımladığımız söğütlükten, karağaçtan
Dirseklerini masaya dayadı
Başını avuçlarının içine aldı
Bilişim çağının simgesi bilgisayar ekranı
Ve klavye önündeyken düşündü
Arama ekranına mı yazmalıydı
Yoksa avuçları içine aldığı
Dudağına kelam edeyim
Geçmiş zaman hikayesiyle
Karacaoğlan olsam elif deyi
Mecnun olsam leyla deyi inlerim
Kerem olsam aslı deyi yanarım
Geçmiş zaman hikayesiyle
yürek yarasına
başka bir yürek mi
merhem olur
yürek yarasına
geçen zamanın bıraktığı tortu mu
yele versem tortuyu
dağıt saçını güzel, meriç ıslatsın
gün batımında nehir kenarında
yolculuğa çık yüreği kırık balıkçının kayığıyla
gün batar çingene raks eder söğütlükte
bir yudum şarap dökülür dudaklardan
kılarnet bir balkan ezgisi çalar
Yüreğimden,
yağmur damlalarının
silemediği adını
gözyaşlarım sildi
yokluğun sonbahar yağrağı gibi
düşüyordu yüreğime
bir eylül sabahında
ankara sokaklarında
yıldızlar takılmış saçına
Ankara akşamında
dolaşıyorum sokaklarda
ıslık çalarak
ve
seni arıyor gözlerim
seli Çiğ tanelerinin Serinliği ve tazeliği
ve toprağın bereketi Gökyüzünün mavisi
denizin perisi Yüreğimin açmamış çiçeği
‘umut uçunca yürekten, hayat zindan olur’
okuduğu bir kitabın sayfaları arasında gözlerine takılmıştı
umut yanı başındaydı belki




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!