Yüreğimden,
yağmur damlalarının
silemediği adını
gözyaşlarım sildi
Dudağına kelam edeyim
Geçmiş zaman hikayesiyle
Karacaoğlan olsam elif deyi
Mecnun olsam leyla deyi inlerim
Kerem olsam aslı deyi yanarım
Geçmiş zaman hikayesiyle
dağıt saçını güzel, meriç ıslatsın
gün batımında nehir kenarında
yolculuğa çık yüreği kırık balıkçının kayığıyla
gün batar çingene raks eder söğütlükte
bir yudum şarap dökülür dudaklardan
kılarnet bir balkan ezgisi çalar
seli Çiğ tanelerinin Serinliği ve tazeliği
ve toprağın bereketi Gökyüzünün mavisi
denizin perisi Yüreğimin açmamış çiçeği
‘umut uçunca yürekten, hayat zindan olur’
okuduğu bir kitabın sayfaları arasında gözlerine takılmıştı
umut yanı başındaydı belki
sevda sözcüğünün suya
kanla yazıldığı topraklardayım
binyıllar öncesinden aşk için
bin yıllar sonrasında suya vatan sevdasının yazıldığı
o ölüm gemilerinin deniz üstünde giderken bıraktığı izlerde
kim bilebilirdi ki sevda topraklarında üzümün şıraya
Yanlızlığım yıldızlara binmiş kayıyor
Gökyüzünde eğenin esintisi çalıyor yüzüme
yokluğun sonbahar yağrağı gibi
düşüyordu yüreğime
bir eylül sabahında
ankara sokaklarında
yıldızlar takılmış saçına
Ankara akşamında
dolaşıyorum sokaklarda
ıslık çalarak
ve
seni arıyor gözlerim
bahar gelirken yağmurla, gecenin ıssızlığında
ve karanlığında elimi uzatıyorum.
saçlarını okşuyorum.
usulca denizden geçen geçen gemiler gibi
elimi uzatıyorum
Ankara'nın sessiz gecesinde
bahar gözlüm ben seni,
ankara'nın ayaz gecelerinde sevdim.
bahar gözlüm ben seni,
kızılay meydanında
biber gazlı direniş günlerinde sevdim.
bahar gözlüm ben seni,
Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!