merhaba diyebilmek
baharla gelen rüzgara
merhaba diyebilmek
dalda açan çiçeğe
merhaba diyebilmek
serçe kanadında taşınan umuda
nisan yağmurunda
ıslanırsın üşümezsin
filiz kıran fırtınası eser
üşümezsin de
aşk yağmurunda ıslanır
üşür yüreğin
onyedi yıl geçmiş
sivas alazının üzerinden
bir türkü duysam dolar gözlerim
antalya kaleiçinde
temmuzun sekizinde
dinlediğim türküde
Kar yağar ağaçlar bürünür beyaza
Hüzün çöker yüreğime
Çatılara serpilen kar taneleri savrulur esen rüzgarla
Ürperir bedenim kaşkolla sararım yüzümü
Sokaktan geçen çocuklar gelir akılıma
Kağıt mendil satan
Tahtacı Türkmen kızı
İyilik ve doğal güzelliğin
Harfi ile başlar ön adın
Göznuru ile biter adının son harfi
Nuh devrinden uçar gelir
Cudi dağını aşan güvercin
Yanlızlığım yıldızlara binmiş kayıyor
Gökyüzünde eğenin esintisi çalıyor yüzüme
sevdama sonbahar düştü
kızılırmak akarken Kırıkkale topraklarından
sessizce karadenize sevda nehri akarken yüreğine
volkan gibi parlar yüreğim sessizce bir nehir misali
başlayan bir sevdanın filizleri boy verirken Kızılırmak kenarlarında
filizkıran fırtınalarına yakalandı Hasan Hüseyin dilinden
sesin titrer ona merhaba derken
yüreğin küt küt atar gözünün içine bakarken
bir ergenlik çağıdır yaşadığın severken
yağmurların sonbaharın en hüzünlü ayında yağdığı bugün
kasımpatıların açtığı günlerden geri bir yolculuktu,
yaprağa düşen damlada, buldum kendimi maltepenin yollarında
bir parkta çocuklar cıvıl cıvıl neşe içinde sordum adlarını
serihan,ümit,kemal,didem, fatoş, cevat dediler
sordum burası neresi an'ların yaşandığı yer dediler
Ankara’yı seviyorum çünkü içinde sen varsın.
Seni seviyorum çünkü Ankara'da sen varsın.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!