Cep Telefonu
Her şey onda...
Arayacağımız numara da
Yapacağımız şaka da.
Yemek tarifi de
Gideceğimiz yol da.
Bir günlüğüne
Bıraksak onu masanın üstünde...
Ne eksilir bizden?
Yoksa ilk defa
Kendimizi eksik mi hissederiz?
"Ben yapamam." diyenlerden misiniz?
Bir saat şarj bitse
Kalbi tekleyenler gibi telaşlananlardan mısınız?
Eskiden ceplerimizde mendil vardı,
Şimdi hayatımız, yani sanal hayatımız.
Herkes başını eğmiş.
Sanki yeryüzünde kaybolan bir şeyi arıyor.
Bakın etrafınıza...
Aynı masada oturan dört kişi,
Dört ayrı dünyada.
Sessizlik konuşuyor masada,
Pardon telefonlar konuşuyor, demeliydim.
Parmaklar yetişemiyor cümlelere.
Ne garip...
Birbirimize "Nasılsın?" demeyi unuttuk.
Ama telefonumuzun pilini
Günde iki defa soruyoruz.
Kalabalıkların ortasında
Yalnızlığımız çekiyor en iyi sinyali.
Eskiden kuşlar uyandırırdı sabahları,
Şimdi bildirim sesleri.
Peki söyleyin...
Telefonunuzda
Yağmurdan sonraki toprak kokusu var mı?
Annenizin tandır ekmeğinin sıcaklığı?
Sobanın başındaki kış akşamı?
Horoz sesi?
Yarpız kokulu bir dere?
Bir dedenin anlattığı masal?
Yok...
Bunların uygulaması henüz çıkmadı.
"Her şey var." diyenlere soralım.
Şöyle tavşan kanı bir çay koy da
İki lafın belini kıralım.
Bir dost omzuna dokunsun.
Bir çocuk kahkahası gönder.
Bir annenin duasını indir.
Oluyor mu?
Telefon akıllı olabilir.
Ama...
Hiçbir ekran,
Bir insanın gözlerinin içine bakarak edilen sohbet kadar sıcak olamaz.
Şarjımız doldukça
Sanki içimiz boşalıyor.
Sinyal çekiyor belki...
Ama gönüller,
Uzun zamandır kapsama alanının dışında.
Emin KEVEN- Mayıs 2013
Emin KevenKayıt Tarihi : 9.05.2013 14:52:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!