Lacivert göklerin altında yürüyorum,
Bakmadan ardıma, kaybetmeden cesaretimi.
Uzaklardan, durmadan uğuldayan sesler duyuyorum.
Dağları, tepeleri aşarak yeniyorum esaretimi.
Susarak bazen, söylüyorum sözlerimi.
Zamanlar bitmez,
Ölü zamanlar bunlar...
Eski bir duvar saati gibi,
Yelkovanı takılıp kalmış...
Zamanlar bizi büyütür,
Kırmayalım birbirimizi bu akşam.
Sabah rahat uykularla uyanalım.
Bahar havası bastırsın kolonya kokusunu.
Süpürelim sözleri halıların altına.
Unuttalım gitsin, kalsın hayallerimiz,
Duygular beklemez ölümü,
Merhamet gelmez bekletmeye,
Çaresizlik mahvederse ömrünü,
Sen ağlamayı öğren.
Sevgi uzaklaştıkça ruhundan,
Karanlık çökünce ıslak zeminlere,
Damlalar merhaba der gökyüzüne.
Birden dağılırlar kendi hanelerine,
Ben ağustos böceği gibi fakirhanemde,
Yalnızlık şarkıları söylerim yine.
Ben bir kalbim tek başıma,
Ne sen bunun farkındasın,
Ne de ben farkında.
Görülmemiş bir rüyanın ortasındasın.
Gülüyorsun ama kan ağlıyor için.
Allah'ım vakfet beni özüme,
İçimi kemiren duygulardan arındır beni.
Belki o zaman inanırlar sözüme,
Ruhumun derinliklerine kazandır beni.
Duyarsın en içten duygu yakarışlarını,
Aylar ve yıllar günleri ezdiğinde,
Ortam sakinleşir gürültüler kesildiğinde.
Dolar içine yağmur kokusu,
Hayaller bilmeden kesiştiğinde.
Çıkarsa karşına aniden bahar kuşları,
Gönlüm bir dağın yamacında,
Nereye baksam yalnızlık var etrafımda.
Belki pişmanlığın üzüntüsünden,
İçi kor gibi yanıyor her defasında.
Hayal kırıklığıyla dolu bavulum,
Sessiz bir sokaktayım,
Üşüyorum ama soğuk duymuyorum.
Yoruyor düşünceler, önemsiz olsa da,
Bırakamayınca kendi haline.
Sonsuz bir tabiat uykusu istiyorum.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!