BURNUM SIZLADI
Dün gideyim dedim yaslı köyüme,
Dillerim tutuldu, yürek darlandı.
Hacetler atılmış köhne köşeye,
Pare pare oldum, burnum sızladı.
Yaba, dirgen, mudul örümcek sarmış,
Dövenler çürümüş, taşları akmış.
Tekneler susuzdur, kendini yarmış,
Helkiyi görünce burnum sızladı.
Çevirdim başımı, gördüm çıkrığı,
Leğenin yanında buldum ıbrığı.
Kömüş derisinden dertli çarığı,
Vurdum dizlerime, burnum sızladı.
Derledim topladım, löküsü yaktım,
Zerzele gevşemiş, mıhını çaktım.
Sallanan mahata uzanıp yattım,
Hezen, mertek gördüm, burnum sızladı.
Ahıra girdim de yemlik çürümüş,
Kokular gitmiş de hüzün bürümüş.
Taşları dağılmış, duvar yürümüş,
Sarı kız nerede? Burnum sızladı.
Tahıl ambarımızı güveler karmış,
Buğday, arpa yeri talaşlar almış.
Üstünü beş karış tozlar kapamış,
Yorgan döşşek dedim, burnum sızladı.
Çıktım damımıza, baktım dağlara,
Loğu yuvarladım, hasret karlara un.
Asmaya dönüşen üzüm bağlara,
İçim çeke çeke burnum sızladı.
Kabristan bakımsız, taşları sökük,
Mezarlar düzleşmiş, yazısı dökük.
Dua istiyorlar, boyunlar bükük,
Lime lime oldum, burnum sızladı.
Üç beş yaşlı gördüm, bastona dayalı,
Selam verdim, kimse olmadı oralı.
Sormadım hallerin, benden de yaralı,
Döndüm "tüh" deyip, burnum sızladı.
Belim, bırkım kırık, tabip neylesin?
Kalemsiz Şair de ağıt söylesin.
Ne hallere düştük, Allah kahretsin,
Yazamam derdimi, burnum sızladı.
Kalemsiz Şair
Kayıt Tarihi : 13.05.2026 19:27:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!