Hiçliğe şiir yazmadığımı söyleyemem. Kendini hep sananlara da sözüm olmuştur tam vaktinde...Mesele sadece varlık yokluk, azlık çokluk olduğunda evvel aynaya bakarım, haddimi bilirim kendimce...
Övgülerim vardır, yergilerim de... Hayata dairdir olay örgülerim, soran olursa mısralarımı iki ters bir düz, olduğu kadar kanaviçe...
Hiçbir güce tapınmadım ömrümce...tutkularım oldu beyazın bulutuna, mavinin en göğüne, kızılına sabahın, yemyeşil bir ormanın kardeşliğine... yaslanıp sevgilinin göğsüne yaşadım rengi ahengi keyfince...
Geceyi yırtıp atmak varken neden şiire dokunur ellerin?
Dizeler kusursuz belli ki, suç var ise mutlak yaban ellerin.
Sahte korkular da yer eder içimizde kimi zaman,
Öyle uyanmak niçinsiz bir sabaha;
budur, budur işte senin asli kusurlu kederin...
Bazı insanlar
Doğduğu yerden bahseder sürekli
Özleminden
Hele bir de toprağından
Bahçesinden bağından
Güzelliğinden
Bir gün sonra kutlamak lazım yeni doğanı
Diyelim ki ayın on yedisinde doğmuş olsun
Hem de elli yıl önce
Her yıldönümünde yeniden açsın gözlerini
Bir baksın dünyanın yeni haline
İzlemek lazım yeni doğanı her yıl
Güllü Çiçekli
Vur be çocuk
Vur kafanı dolabın kapağına
Hızlıca
İçini kaplamış buz gibi bir hava
Gece uzun
Çok uzaklarda iz bıraktığın yerler
Kapı önünde bekliyorum seni
Dolunay baş ucumda dönüyor sessizce
Gece sensiz
Sabah alışkın değil sensizliğe
...
Git artık bu şehirden, nefes alsın o rüya
gökyüzünde dolaşan
kara buluttur veda
gelsin artık ufuk çizgisindeki beklenen
kavga ise ne güzel/mutluluksa ne ala...
Konma bülbül duldasına, susar isen gül küser
Güvenme yar sevdasına, gülerken rüzgar eser
Güneşi vururken güne, gece selamı keser
Uyanırken sabaha saraylar saltanatlar çöker
Kolaydır ezberi kitabın başını, okudukça can çeker
Aylardan Kasım
Ve şehirlerden yağmurlu bir İstanbul
Haliç kıyısında martılar
Kokusuz mavi bir deniz kenarındayım sanki
İçeride çocuklar ve oyun
Nasıl anlatırsan öyle öğreniyorlar




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!