Düşündüğümde seni simsiyah gözlerinin hapsinde
ve incecik bileklerinde vicdan kanıyorken
çocuk işçiliğinin teri karışır
alın terine zamanın
çıplak ayaklarındaki prangaların kiri pası akar
karanlık tamirhanelere
Kahverengiyi severim ben
sen bakarken
gözlerini
ıspanak yeşilini severim
ve günü geldiğinde
gökyüzü mavisinde ölmek isterim
Gönderdiğin fotoğrafların ağıdını söylüyordu şarkılar
gökyüzünün bulutlara ettiği ahını...
Gecenin suskunluğu nicedir böyle, zifirde kayboluyor çizgiler
derdiğimiz saçlara düşürüyor hüznün beyazını...
Sabahı beklemekten yorgunum artık
bir yerden başlamak lazım, ay dönüyor geldiği yere...
Dün akşam
Aklımın dört köşesini sana ayırdım
Geçmişi hapsettim üçgenin içine
Dairenin dışında kaldı
Eski hüzünler
Yüreğimden teğet geçer alnındaki çizgiler
Düşünü gördüm çocuğun
avuçlarında ürkekliğini güvercin kanadının
uçuyordu
düşler sokağında
gözlerinde sevgi, ellerinde umut taşıyordu
çıplak ayaklarıyla koşuyordu çocuklar
Umuttur çocuk
Kızıllığında gökyüzüne
Güvercinin kanadından mavi denizlere
Sevdalı türkülerden hayata
Yağmurdan
Doğadan
Bir sevda türküsü söyleniyor
Patika yollarda
Deli rüzgarlar gelip geçiyor üzerimizden
Savruluyor saçlarımız
Hayatın içinde
Nehirler ne de güzel kavuşuyor denizlere
Yine küçücük günler kaldı ayrılığa,
geçiyor zaman
on yıl önce
küçücük gözleriyle dolaşırdı aramızda,
elleri nasırlıydı
emekti onunla her an, hep güçlüydü benim babam
Ne sevdalar saklamışım
Dünden bugüne
Tıka basa doldurmuşum heybemi
Aklım başımda değil
Eskiden beri
Bir senin varlığın
...
yavaşladı yürüyüşler
ağustosa doğru tembellik
öncesi
eski konteyner, saksıda çiçek
eğilirim taş kaldırımların önünde, durduğum olmuştur aniden




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!