Sen benim eşiğimden adım attırmadığım mısralarımsın
her gelişine bir engel koydum
sen benim hem yakınım, hem uzağımsın
bindiğin trenleri vagonsuz, her durağını istasyonsuz koydum
sen benim yeşermeyen toprağımsın, yüzümü çevirip gökyüzünü bulutsuz koydum
sarıldım gözlerine, sen benim ağlatmadığımsın, yeryüzünü susuz koydum...
Sen de gidiyorsun
Bir bez parçası saracak bedenini
Hani beden ölçüsü de önemli değil artık
Bol bol saracaklar üzerine beyazı
Al istersen yanına koyarlar belki bir parça şalı
Öncekiler gibi sen de veda ediyorsun
Her şey
Herkes eve dağılana kadar
Yüksek sesle bağırmak meydanlarda ve sonra çekip gitmek ayrı ayrı
Sokaklar abluka altında, sevmek yasak, sevilmek asla
Her şey
Herkes köşeyi dönene kadar
Çakıl taşları değiyor ayağımıza
Dere kenarında
Gece
Sevdaya akan sulardan
Bir damla uyku girmiyor gözümüze
Dışarıdan içeriye
Velev ki bir dolmuş durağındaymışım
çardakta
demli çay içiyormuşum, kirden bardakta
mikroplar dans ediyormuş
umurumda mı
ne tadı varmış ne tuzu ekmek arası domates, peynirin
Aynı iz üzerinde
Adımlar birbirini takip ediyor sessizce
Dokunduğunda derinleşiyor yara
Kabuk bağlarken eskisi
Kanıyor yenisi başka bir yerden
Başka çare yok
Pahalı şeyler sardı etrafımızı
Bakmak
Üç
Kuruş
Koklamak ondan beş kuruş fazla
Dokunmak el yakıyor
Yoksulun çatısı akıyor yine
yağmura sevdalı yürek neredesin
yaz güneşi yakar/kış soğuk tutar
zemheride kalan dilek neylesin
Geçen yıl onardı çatıyı garip
Köpekler havlıyordu bir gece vakti
Köşe başlarında
ayak sesleri
Kendi telaşındaydı herkes
Çakallar uluyordu şehrin sokaklarında
Bir kargaşa, bir kaos




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!