“Felaket mi Var?..”
“Diyorlar ki: ‘Sus artık, boşver gitsin.’
Ne desem gardaşım, felaket mi var?
Doğruyu dillendirmek ağır bir cürüm,
Hakikatten kaçan cesaret mi var?
Muhabbet gönülden olsun, kahveyle dem alır,
Gitme, feryad ederim, kalbime dert sarılır.
Mert olan dostla yürür, namert zarar eyler hep,
Etme, ziyan oluruz, gönlümü koyma sebepsiz.
Huzur telaşla kaçar, korku yel ile gelir,
Korkmam zulmün karanlığı, üstüme çökse bile,
Hakkın yolundan dönmem, dünya önüme serilse,
Tutmam münafık elini, dostum dese bin kere,
Sözüm Hakk’a, yolum doğru, razıyım her cefaya.
Müsaadenle seni seveceğim,
Bir bahar sabahı gibi usulca,
Gökyüzüne dokunan bir yaprak misali,
Rüzgârın fısıldadığı en güzel heceyle.
Müsaadenle gözlerinde kaybolacağım,
At koşunca, rüzgârı yırtınca,
Özgürlüğü hissettiğinde mutlu olur.
Bülbül ötünce, dalı titretince,
Gönülden çağladığında mutlu olur.
Gün doğunca, karanlık silinince,
Mesafeler diyorum,
Engel olmamalı sevdaya.
Ne yollar ne zaman,
Ne de suskun geceler…
Hem dostluk olmalı içinde,
Kar içinde açan güle dönüp yüz sürmem.
Eğri yola düşüp de kimseye kul olmam.
Doğru bildim yolumu Hakk’a verdim özümü
Yoldan çıkaran söze, söylenip durmam ben
Bugün ne verdiyse Hak, şükür deyip yerim .
Ey gönül! Bir menfaat için özünden dönme sakın,
Yalanın sofrasına oturup yükünle yakın.
Hakikatin ışığını bırakıp karanlıkta kalma,
Dünya malı için hırstan yana minnet eyleme sakın.
Ey gönül! Bir nefes uğruna eğilme yere,
Aha geldik, gidiyoruz,
Kalıcımı sandın dünyayı,
Bir misafir gibi geldik hanene,
Sen kendini ebedi mi sandın, hanende?
Kimbilir, senden sonra kimler oturacak,
Senin gönlün daima meşgul,
Aşkın ne olduğunu asla bilmezsin,
Ben sensiz bin gece uykusuz kaldım,
Sen sensizliği hiç bilmedin, ama madursun.
Ben gönlümü sana verdim, ateşlere sardım,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!