Eteklerinde ince bir akşam taşırsın,
Sessizlik bile çiçeklenir yürürken.
Sevgi dediğin nedir bilmezdim eskiden,
Bir rüzgâr sanırdım gelip geçen.
Sen bakınca…
Dünyanın rengi incelir.
Kuruyan dallarım suya değer sanki,
Kalbim ilk kez kendini duyar.
Ben seni izlerken öğrendim huzuru.
Bir insan yürüyerek nasıl şiir olur…
Nasıl bir bakış dokunur da vakte,
Saatler bile saymayı unutur?
Sen gelmeden önce
Sevgi dediğim şey bir kelimeydi..
Şimdi adını anınca bile
İçimde uzun bir bahar esiyor sanki.
Korkuyorum…
Şu telaşlı saat seslerinden.
Bir gün eksiliyor içimizden durmadan,
Bir şey kopuyor geçen her geceden.
Oysa isterdim ki
Hiç gölge salmasın akşamlar.
Biz aynı masalda kalalım,
Gülüşün aynı yerde dursun yıllarca.
Bırak geçmesin zaman.
Bir yerde dursun dünya artık.
Sen konuşurken hiçbir sabah
Bizden daha gerçek olmasın.
Gölgen bile huzur taşıyor bu şehre.
Bir anını bile değişmem ömrümle.
Madem aynı sedanın içinde buluştuk;
Varsın bütün yollar silinsin sessizce.
Bir seda düştü kalbime seninle,
Eski masallar yeniden inandı aşka.
Meğer insan birine denk gelince
Kendi sesini bile başka duyarmış aslında.
Öyleyse susmasın bu ince hikâye.
Dursun kapılarda dünya telaşı.
Sen zarif şeylerin peşinden akıp giderken,
Ben sessizce seni seyredeyim hayat boyunca…
Kayıt Tarihi : 12.05.2026 16:39:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Bir Zarif Seyrin Mukaddimesi Zamanın acımasız akışından sıyrılıp, bir sedanın içinde durmayı seçenlere… Bu şiir; hayatın telaşlı gürültüsü içinde birbirini bulan iki ruhun sessiz hikâyesidir. Hikâyenin bir tarafında hayatı zarif şeylerin peşinde, adeta bir şiirin dizeleri arasında yürür gibi yaşayan; dokunduğu her sükûtu çiçeklendiren bir zarafet var. Diğer tarafında ise bu zarafeti dünyanın en güzel manzarası gibi izleyen, huzuru bir başkasının varlığında yeniden tanımlayan bir şahit... Onlar karşılaşmadan önce sevgi; biri için gelip geçen bir rüzgâr, diğeri içinse yalnızca bir kelimeden ibaretti. Ama aynı sedanın içinde birbirlerinin kalbine değdiklerinde, zaman artık sıradan bir akış olmaktan çıktı. Saatlerin sesi bile eksilten bir şeye dönüştü. Bu yüzden bu şiir biraz da zamana edilmiş sessiz bir itirazdır. Akşamların gölge salmadığı, sabahların acele etmediği bir yerde; aynı masalda kalmak isteyen iki insanın hikâyesi…




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!