Bir sabah çocuk Şiiri - Hikmet Metin Çavdar

Hikmet Metin Çavdar
354

ŞİİR


7

TAKİPÇİ

Bir sabah çocuk

Bir sabah
güneş doğacak gözlerinin içine,
öyle bir doğacak ki
karanlık utanacak kendi karanlığından.

Bir sabah
sokaklar çocuk sesleriyle uyanacak,
anneler korkmadan açacak pencerelerini,
babalar akşam eve dönerken
ceplerinde ekmek,
avuçlarında barış taşıyacak.

Sen göreceksin o günleri çocuk,
belki bugün küçücüksün
ama senin boyundan büyük
bir dünya taşıyorsun yüreğinde.

Zeytin dalları büyüyecek
savaş uçaklarının gölgesinde değil,
barışın göğsünde.

Toprak
kan istemeyecek artık,
toprak ter isteyecek,
emek isteyecek,
alınteriyle kabaran eller isteyecek.

Bir çiftçi sabahın ayazında
tarlasına çıkacak
ve ekecek buğdayı
kurşunların açtığı çukurlara inat.

Bir işçi
akşam vardiyasından çıkıp
çocuğunun saçlarını okşayacak
ve diyecek ki:

“Bak oğlum,
bu dünya
yalnız güçlülerin değil,
hepimizin.”

Sen de büyü çocuk.

Ama öyle büyüme
başkasının acısını küçümseyerek.

Öyle büyüme
bir insanın yüzüne bakıp
dilini, rengini, inancını,
doğduğu yeri sorarak.

Öyle büyü ki
yüreğin bir ülke kadar geniş olsun.

Bir insan ağladığında
kim olduğuna bakmadan
elini uzat.

Bir çocuk üşüdüğünde
üstündeki gökyüzünü bölüş onunla.

Bir kadın korktuğunda
sessizliğini değil,
sesini büyüt yanında.

Bir yaşlı yalnız kaldığında
otur yanına,
dinle yılların kırışıklarında saklanan
o uzun hikâyeyi.

Çünkü insanlık
birbirimize benzediğimiz yerde değil,
birbirimizin yarasını
kendi yaramız bildiğimiz yerde başlar.

Sev kendini çocuk.

Çünkü kendini sevmek
bencillik değildir.

İnsanın kendi içindeki ışığı
karanlığa teslim etmemesidir.

Sonra sev dünyayı.

Ağacını sev,
kuşunu sev,
denizini, toprağını,
yağmurunu, rüzgârını sev.

Ama en çok da
insanı sev.

Çünkü dünya
insansız bir cennet değil,
insanla güzelleşecek
kocaman bir evdir.

Ve sakın unutma:

Tarih yalnız
kralların, generallerin,
sarayların tarihi değildir.

Bir annenin ekmek bekleyen elleridir tarih,
bir madencinin karanlıktan çıkan yüzü,
bir öğretmenin tebeşir tozuna bulanmış gömleği,
bir çocuğun yarım kalmış defteri,
bir işçinin nasırlı avucudur.

Öyleyse gel çocuk,

tarihin bütün kirli sayfalarını
birer birer kapatalım.

Ama unutmak için değil,

bir daha yaşanmasın diye
hatırlayarak.

Kinin duvarlarını yıkalım,
nefretin paslı kapılarını sökelim,
savaşın gölgesini
şehirlerin üzerinden kaldıralım.

Kanla yazılmış bütün yeminleri
denizlere bırakalım.

Silahların sustuğu yerde
şarkılar başlasın.

Bombaların düştüğü yerde
çiçekler büyüsün.

Mayınların saklandığı tarlalarda
çocuklar koşsun.

Ve hiçbir anne
gece yarısı
kapının çalınmasından korkmasın.

Bir sabah çocuk,

ellerindeki güvercinleri
tek tek bırak gökyüzüne.

Bırak uçsunlar
sınırların üzerinden,
duvarların üzerinden,
bayrakların ve dikenli tellerin üzerinden.

Bırak bilsin dünya:

Güvercin
pasaport sormaz.

Çiçek
kimlik sormaz.

Yağmur
hangi dilden konuştuğunu bilmez.

Güneş
hangi renkte olduğunuza bakmaz.

Öyleyse biz neden
birbirimize duvar örelim?

Bir sabah
senin adın barış olsun çocuk.

Adın ekmek olsun,
özgürlük olsun,
eşitlik olsun.

Adın
kimsenin susturamadığı
bir türkü olsun.

Ve sen yürürken
ardından çocuklar gelsin.

Çocuklar gelsin
ellerinde kitaplarla,
ceplerinde tohumlarla,
gözlerinde gökyüzüyle.

Sen yürü çocuk,

arkanda tanklar değil
zeytin ağaçları büyüsün.

Önünde korku değil
ışık yürüsün.

Ve dünya döndükçe
dönsün insanlığın yüzü
birbirine.

Bir sabah
güneş gerçekten
gözlerine doğacak.

İşte o sabah
anlayacaksın:

Dünya bize miras kalmadı çocuk,

dünya bizden sonra geleceklerin
emanetidir.

Ve sen
o emaneti
ellerin temiz,
alnın açık,
yüreğin sevgiyle dolu
teslim et dünyaya.

Hikmet Metin Çavdar
Kayıt Tarihi : 8.08.2026 00:29:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!