Bir eylül ayı,
Yazın sonları...
Sonbaharın ilk ayak sesleri duyuluyordu düşen
ağaçların yapraklarında;
ve ben, olacaklardan habersiz düştüm yollara.
Başım bir otobüsün camına yaslanmış halde,
Uzun uzun izledim yoldaki çizgileri ve mavi gökyüzünü.
Gittiğim yerde ne bekliyordu beni?
Nereden bilecektim ki…
Sevda denilen şeyin ince ince işleneceğini;
Gülüşün ile karanlık sokaklarımın aydınlanacağını,
Bütün dünyamı değiştireceğini,
Hayatıma, ömrüme huzur verecek,
Kalbime sonsuz mutluluğu bahşedecek
Taş bir evin mavi kapısının önünde
Seni bulacağımı...
Ve ertesi gün,
Güneş bütün güzelliği ile etrafı ısıtırken,
Benim üşüyen yüreğime düştü gözleri,
Sımsıcak pencerenden bakışlarınla.
Zamanla daha çok değdi gözlerin gözlerime, ellerin ellerime.
Artık geldiğim o otobüsün camından yoldaki çizgileri değil, mavi gökyüzünü değil;
Elimde kalan resmin ve hayalinle izledim
Geçtiğim şehirleri.
Dedim ya,
Bir eylül ayı,
Yazın sonları...
Sonbaharın ilk ayak sesleri duyuluyordu düşen ağaçların yapraklarında;
ve ben, olacaklardan habersiz düştüm yollara.
Kayıt Tarihi : 31.08.2026 14:26:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
bir eylül yolculuğuyla başlayıp taş evlerin sıcaklığında ölümsüzleşen bir kader ve vuslat (kavuşma) hikayesini anlatmaya çalıştım




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!