Tam gittiğin o saniyede durdurdum akrebi,
Yetmedi, pillerini de söktüm zamanın sırf bu yüzden.
Mekânı da o gidiş anına hapsettim sanki;
Duvarlar, eşyalar, odadaki her köşebaşı son anımızda dondu sanki.
Kaç kere kurdum bu sahneyi zihnimde,
"Aynısı değil" diye kaç kez tekrar tekrar düzenledim her şeyi...
Girişin, çantanı fırlatışın, yüzünün o yarı karanlık hali...
Hepsini ezberledim hiç çekilmemiş bir filmin galası gibi.
Ben seni geniş zamanlarda sevmedim,
Şurada, göğsümün solundaki o daracık telaşta,
"Ha geldi ha gelecek" diye diye
Kendi nefesimden çaldığım o kaçak saniyelerde sevdim.
Bir kadeh daha koyuyorum şimdi yokluğunun şerefine,
Şarkılar da bayatladı artık, makamlar da yetmiyor bu sızıya.
Gözlerimi kapattığım an düşüyorum o dipsiz kuyuya;
Bir kere bile olsun değmeden ellerine.
İşte böyle amansız bir mesai bu,
Kendi yazdığım senaryoda her gece figüran olmak.
Ölmek dedikleri şey ne ki zaten?
Senin yokluğunda bin kere dirilip, bin kere kendini vurmak.
Kayıt Tarihi : 27.06.2017 15:25:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!