Kırık aynalarda yankılanır adımın solgun gölgesi,
Paslı zincirlere vurdu zaman bu deli divane sevgiyi.
Kimsesiz sokaklarda üşür adımlarım sessiz ve derinden,
Söyle ey acımasız felek, ben miyim o yitik şehir?
Duvarlarında baykuşların tünediği harabe bir bağdayım,
Sokak lambaları çoktan sönmüş, ben derin bir uykudayım.
Hangi deprem yerle bir etti içimdeki bu koca sarayı?
Söyle ey zalim rüzgâr, ben miyim o yitik şehir?
Kilitli kapılar ardında unutulmuş paslı bir anahtarım,
Güneşi hiç görmemiş zindanlarda sönmeyen bir ahım.
Terk edilmiş limanlara demir attı bütün umut gemilerim,
Söyle ey karanlık gece, ben miyim o yitik şehir?
Toprağın altında inleyen kökleri kurumuş bir çınarım,
Her yaprağım ayrı bir kederle savrulur dört bir yana.
Adımı soran yok bu ıssız, bu kimsesiz vadilerde,
Söyle ey taş duvarlar, ben miyim o yitik şehir?
Zamanın ötesinde kalmış hayalet bir surettir yüzüm,
Gözyaşlarım kurudu, içimde kaldı en son acı sözüm.
Gidenler bir daha dönmedi bu harabe sokaklardan,
Söyle ey gaddar kader, ben miyim o yitik şehir?
Kayıt Tarihi : 4.09.2026 15:05:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!