Maden ocağına girdiğiniz zaman, imanınız; iman gücünüz, bir para etmez. Nasıl davranacağınızı ocak şartları belirler. Siz de bu şartları okur, öznel bilincinizle özel bağıntılı şartları o yerin yönergesi haline getirip davranırsınız.
Ha keza bir arabaya bindiğiniz zaman yine arabanın kendi dinamikleriyle, arabanın etkileşimde olduğu çevre girişmesinin dinamikleri, sizin nasıl davranmanız gerektiğini belirlerler. Meleklerin kanat sayısını bilmeniz, meleğe iman etmeniz, büyücülük yapan cinler bilginiz bu tür özel bağıntılar içinde solda sıfır kalır. İman gücünüz özel bağıntılı şartlar içinde şaşar.
Demek istemem şu. Din iman sosyal alanlı özel hayatın işidir. Toplum; özel bağıntılı üreten ilişkiler alanıdırlar. Özne olandan gayrı nesne olanın bağıntısıdır. Üretim işi özne nesnel süreçler girişmesidir. Siz nesnel olanı okuyup, öznel anlamalar ve anlatımların kuralı haline getirişle, bu yasallığı üretimlerin özel bağıntılı alanında işlerlisisiniz.
Bugün Dünyada söz sahibi olmanın başında Obama, Putin gibi kişilerin oturduğu kültür ve uygarlık kült merkezleri varsa; bu süreç baştan beri böyle olmakla ortaya konmuş verililik değildi.
Şimdimiz olan düzen, değişen, bir öncesinden dönüşen süreçlerin ürünüydüler. Hem bir öncesinden çıkıyorlardı, hem de bir öncesini yadsıyorlardı. Bu nedenle yeni olan bir öncesinin düzeltilmiş doğru olan hali olmakla söylenen; yeni olan bir şeriat olmakla, şimdiki gibi iman akdi oluyordu.
Melezler saygı ve görülen işler kapsamı içinde kurulda yardımcılıklarını, hizmetlerini yaptıkları ilahların kendilerine “sizin öneriniz nedir? ” diye sormalarına karşılık cevap veriyorlardı.
Ve ilahlar ittifak sonrasını bilip determine eden kişiler olmakla melezlerin bilmediklerini bilen bilge kişilerdi. Yani saf totem temsilciler totem ataların öğretisini taşıyan güngörmüş, iş gören, işleri düzenleyen bilge kişilerdi.
Saf etnik kişiler (ilahlar) , ittifak içindeki totem temsilciler olmakla, "ittifakın kararını alan İLAHLARDILAR". Bunlar saf totem soy temsilcisi olan etnikti ilahlarken; kült çevresi; ilahların soyundan olmakla en az iki grup totemi ilah temsilcilerinin çiftleşmesinden doğan, “melez ve melez soylu insan” kişilerden oluşuyordular.
İlah ilah çiftleşmesi melezlerdi. İlah melez çiftleşmesi yarı ilah neflimler ve titan olan varlıklardı. Melez titan ve melez melez çiftleşmesi insandı.
İşte kült merkezinde somut olan bu sürecin kült merkezi uzağında soyut olması vardı. Bu soyutluktan kaynaklı şiddeti artmış iki alan gerilimi üzerine bindirilmiş olan (modüle edilen) imlerin de, alanla gerilimleri artmıştı.
Alan gerilimlerinin araya aldığı uzaklaşan bu zaman mekân farklı gerilim şiddetlerinin üzeri ittifaka olan iman ve ittifakı tevhit ile yeniden inşa olacaktı. Merkez de bu yeni durumun farkındaydı. Bu fark ediş susuz olmanın, su içmeye dönüşen fark edilişi gibiydi. Merkez yeni seçenekli tutumlar ortaya koymak zorundaydı.
Merkezden uzak kalanlar her ne kadar gönül bağı özlemle tutuşsalar da, gözden ırak olanlar gönül bağından da ırak olabilirlerdi. Merkezden ıramanın zafiyetiyle uzun erimde iman bağında oluşacak şüphe zedelenmeleri oluşabilecekti.
Ne var ki bu ahdi sözleşiş, diğer bir yanıyla da sürekli vaaz ve sürekli ayin, olmakla kişilere düşünme fırsatı vermiyordu. İman (akit) düşünmenin yerine geçiyordu.
İman ahdi kişiye süreci kavrama, aklını işletme fırsatını vermiyordu. Köleci sistem bu yansımayı iyice sezip tepe tepe kullanacaktı. Tıpkı günümüzdeki kimi politikacıların günlük oluşla ve saatlerce ekranda konuşmaları gibiydi.
Kült merkezleri gevşek bağları soyut manalı tutumlar içinde ahdi kılmalarıyla asli durum olan tevhitçe oluş pekitiliyordu. Bu nedenle kült merkezleri; merkezin kendi ana inşacılarına yapılan atıflarla (zikretmelerle) , inşacılarına gösterilen sadakati, ahde vefayı, iman tazeleyici ligi bu amaçla kutsal yer olmanın iman ahdi ziyaretlerine de dönüştürüyorlardı.
Köleler, ya da mülk sahibi olamayanlar arkaikti ortaklaşma süreçli kendi imgelerini özleyip ereksiyorlardı. Mülksüz oluş ya da devletsiz oluşla kişiler eski ortaklık ahdi olmanın imanına özlem duyuyorlardı. Yani eski ön ittifaklı iman mukavelesini ereksiyorlardı.
Devletli olan efendiler (mülkü olan efendiler) kölelerin bu arkaikti imanlı ortaklaşmaya olan özlemlerinden kaynaklı ereksime yaptıkları duyguları ve hissi kablel vukuları üzerine köleci imanı yüklediler. Böylece köleler yeni bir imanın (ahidin) , kulvarına girmiştiler.
Devlet (yani mülk) kült merkezlerini, aşiret, oymak, mezhebi (totemi düzlemli etnik mantıklı sığınmalı) durumlarına rücu etmişti. Mülklü oluş yani devletli oluş; köleci iman olan dini yapı ahitleri gibi parçalı bir yığın etnik var oluşların yorumu ile sentezlenmiştir.
Totem, çevresi de kendisi olan; bir alandı. Kült merkezleri içten dışa salınım gelgitleriyle büyüyüp gelişiyordu. Kültün merkezi denge salınımlı kaynak olmakla çevresini salınımlar ile düzenletil yapmanın senkronlayım osilasyon merkeziydi.
Kült merkezli çevre; totem alan gibi değildi. Kült merkezli çevre; kendi dışında olan birçok totemilerden oluşuyordu.
Üç tür kült merkezi oluşmuştu. Birincisi ön ittifaklardı. Ön ittifaklar kendi dışındaki totemilerle olan ortaklıkları ilahi kült merkezi ekseninde gerçekleşiyordu. İlahi sentezler kabul ve beklenti oluşmasının tapım merkeziydi.
Zaten tüm bu olup bitenler, ister olumlu olsunlar, isterse olumsuz olundular; hepsi insana göreydi. Bunlar insana göre olmakla somut aklı oluşmaydılar. Oluşan somut akıl da yeni ve gerçekçi bir mana anlamasını oluşmaydı.
Soyutlamanın bir yanı, evreni var eden; evrensel süreçleri var eden bir mana anlamasını olgunlaştıracaktı. Çeşitli kırılma yansımalarıyla oluşan soyutlamalar bu türden evreni anlamayı da süreç kılmanın mana anlamasına dönüşecekti.
Bir süreç durum, şimdiye göre geçmişte kalmakla ve şimdi içindeki olayların benzer tip görev eşleri olmasıyla, mana kılınmakla pek çok süreç soyut olup tasavvur olunmaktaydı.
Tüzeldi etki olmanın, kişileşen gücüyle ki bu güç tanrılık vehmi diye oldurulan bir tanım güçle söylendi. Bu tüzeli olmaktan kaynaklı vehmedilen tasım sal güç kişiyi; bir takım soyut, somut güç ve sıfatlarının donanımı içinde kılmanın mal mülk sahipliği ile ortaya çıkıyordu.
Bu sahipliğini saklamıyordu. El Maliki Rezzak diyordu kendisine. Ki bu güç mülkün sahibi olmakla, rızkları verendi. Adı ne olursa olsundu. Mülkü olmadı mı gücü yoktu. Artık bu ikili durumla kişi kendisine, kolektif tüzeldi toplumsal kültür ve uygarlığına yabancılaştırılmıştı. Bu yabancılaşılmaydı.
Bu mal sahibi olmakla yabancılaşma ve yoksun olmakla yabancılaştırılma köleci sistem içindeki mal, mülk sahipliği ile beraber bu türden de oluşla ortaya çıktı. Totem aitliği ve ilahi aitliğin süreçleri ortaklaşma olan kolektifi oluştu. Bu yabancılaşma içinde kolektifi oluş ta iyiden soyut olmuştu.
Sevgi cimri değildir
Bir olur insanlık
Döker neşesini
Akıtır göz yaşını
Bilişti tamah değildir




-
Necdet Arslan
Tüm YorumlarSöz söylemek önemli değil; sözü bilinçle söylemektir önemli olan.
Sayın KAYA vurgulamalıyım ki gerek şiirde ve gerekse öteki yazınsallarında sözü,etki gücü yaratacak bir keskinlikte kullanmasını bilen ender kişilerden biridir.
Şiirini okurken sözcüklerin,kendi sözlük anlamlarını da aşarak ...