Bir zamanlar yoktu
Eben, deden, mülkün
Mirasın, fahişeliğin
Hırsızlığınla müsemma
Şimdiki günahkârlığın
Organizmalara dek egolar, evrensel alan yön hareketine açık bir yüklenimdirler. Egomuz, evrensel totem alan içinde parçacık hareketi gibi bir tabudur. Yani benlik, tabusal bir belirlenim girişmesidir.
Alan hareket yönüne göre açık yüklenimler, nelerdir? Bu aşamada iki gerektirmeyi belirtmek yeterlidir. Birincisi, en az dış dünya ilkesini içimize yansıtmaktır. İkincisi de; egoların dıştan enerji sağlayıp, dışa atık bırakmasıdırlar.
Egolar bu görece yüklenmelerini, Evrensel totem etkiler içinden seçerler. Bize göre olan seçili totem belirmeleri miz olan benlerimiz, bu seçilileri görece olanın duyumları haline getirirler.
Bu ne mutluluk yaren
Bayram gelmiş,
Sevinçleşmeyle nerelerin haren
Övmek gerek erdemlerinden!
Yüz varam, düz yaram, söz saram
Çünkü bayrama değin erdemsel olaraktan yapılmak istenenlerin meşru ve legal olacak toplumsal nesnel ve sosyal nesnel ilişkiler oluş adetleri yoktur. Var olanlar da geçmiş sosyal ve toplumsal ilişki biçimlerine dek oluşuyladır ki saçma da olsa reel de olsa pek bir anlam ifade etmemektedir.
Yani inançların otoriter dayanağı, mevcut sistemin içinde yoktur. Ve sisteme değin ilişkin dayanakları olmadığından ötürü de toplumsal ve sosyal sistemle olan uyumsuzlukları nedeniyle, kendisine özgü geri bildirişim iletişmesini yapamamaktadırlar. Bundan dolayı da sistemin kendi referansına değin düzeltme hareketlerini de yapamamaktadır.
İnançların bu gerçek sistem işleyişine değin dinamik feedback (geri beslenim) yasalarına dek kendisini düzeltme yapacak parametrelerinin olmaması nedeni bile(hatta kimi inançlar bu yolu tümden kapamış olmaları nedeniyle) işleyişçe, bu işin çağdışı olduğunun bir temel gerekçesini oluşturmuşlardır.
Gamı mihneti şen alırsın da
Bir tebessüm almak ağır gelir sana
Gün üzerine günler geçer
Hiddetler sende erir
Ne zaman usanırsın bilmem
Hayat bunca büyük bir genleşme iken, kendisini, çevresini ve zamanı bilen, algılayan, olup bitene refleks durumla ve öğrenilmiş tepkilerle davranış ortaya koyan mutasyonlu diyalektik bir süreç olmasına rağmen; başlanışa göre hayat hiç bir şeydir. Başlangıç her şeydir.
Çünkü hayat bunca muazzam olmasına rağmen, hiç bir hayat; ne başlangıcı verir. Ne var de oluşu verebilir. Ama başlangıç her zaman hayatı verir. Biz hayatın değil başlangıç koşullarının ürünüyüz.
Başlangıç; bu hayat ta dâhil olmak üzere tahmin edilemeyen hayat türlerini ve varoluşu verir. Ama bir hayat ne başlangıcı, ne bir var oluşu ortaya koyan çevrim olma özelliğini ortaya koyamaz. Dört kuvvet hayatın değil; başlangıcın eseridir.
Sen yaşadıkça
Her bir yaşınla
Zaman sorar.
Adam akıllı
Muhasebesi ile
Kolaydır zordur
Değilse byramlarlan kavuştuğunuz, kavuşacağınız pek bir şey yoktur. Bir sarhoşun ayılmasıyla yüz yüze geldiği gerçek ne ise; ayakları yerden kesilmiş olarak, bayram sevinç eşmesinden çıkan bir bayram zedenin de, bayram ertesindeki karşılaşmaslarının; sarhoş ayılmasından pek bir farkı yoktur. Her şeyiyle, eski tas, eski hamam olduğunu görmenin, giderekten umursanmaz, kanıksanmasıdır bu.
Birisi alkolün coşturma etkisinden çıkmıştır. Birisi de, olmazın umut yaratılmasıyla girilen, coşkuların beklentiler yaratan etkisinden ayıkmıştır. Temel sağlayışları gerektiği kadar olmayan durumların sonrasındadır ki insan ruhunda kırılmalar oluşur. insanların bayrama değin beklentice sevinç eşmesi, bayram sonrasında da, heveslerinin yarıda kalması ile insanlar; bu tür acı nesnel gerçeklerle yüz yüze olmalarının, bir çarpılma travması oluşturmasından, öteye gidemiyorlar.
On bin yıl önceden beri insanlar, bolluğun bereketin bayramını yaparlardı. Sözün gelimi baharın gelişi ile duyulan doğa coşkusu şenlikleri, ürün mevsimlerinin başlaması ve ürün hasadı mevsimleri gibi. Şimdi bile bir ceviz festivali, bir kiraz festivali, ya da Fransa'da olduğu gibi şarap festivali. İspanya'daki gibi domates festivali, yerelce özellikli olan bolluk bereket taşması sevinç eşmeleri kutlamalarıdırlar.
İlişkinliği içinde, bağıntılarıyla güncel ya da aktüel olan sosyo toplumsa girişme ve giriştirmelerin kural kılınan işlerleşmesi (tabulaşmasıyla) vardır. Bunlar biraz ileride doğal olanın dinamizminden ötürü ilişkinliği hani sıfıra inmiş; yeni durumla hiç bir bağ ve bağıntısı kalmamış bir duruma dönüşürler. Yeni durum bambaşka sosyo toplumsa bağıntılarla süreçlinirler. İleri süreçlerin içinde siz hala eski tabuyu devinme eksenli kılıyorsanız; yanlış olan, çağ dışı olan, klik olan, put olan ve zararlı tabu olan durumlar bunlardır.
Atatürk sevgisi bağımsızlık savaşı yapmanın, devrimler yapmanın, baştanbaşa inşalaşmanın yanı sıra aktüel oluşla eskimiş yapıyı yıkan devrimci ruhtur. Kendisinden sonraki yepyeni gelişmişliğin üreten, paylaştıran teknik teknolojik bağıntılı hukuksallığına rağmen; kurduğu bu yapının da eskiyip; değişip, dönüşerek süreceğini bilmenin ve öngörmenin de ruhudur.
Atatürk sevgisi, haksızlığa karşıdır. Atatürk sevgisi, Atatürk sevgisi üzerinde ve hukuksal zemin üzerinde birlik yapmanın ruhudur. Atatürk sevgisi, dostluğa, güvende oluşa, iyi güzel şeyleri paylaşıma çağrışın birlik ruhudur. Atatürk sevgisi olan sembolizm, değişme dönüşme sürecinin de kendisidir.
Dıştan yapın kolektif avatar
Yaşamınla özelde
Koşamınla tüzelde
Sen hiç
Yaşamın bitimi




-
Necdet Arslan
Tüm YorumlarSöz söylemek önemli değil; sözü bilinçle söylemektir önemli olan.
Sayın KAYA vurgulamalıyım ki gerek şiirde ve gerekse öteki yazınsallarında sözü,etki gücü yaratacak bir keskinlikte kullanmasını bilen ender kişilerden biridir.
Şiirini okurken sözcüklerin,kendi sözlük anlamlarını da aşarak ...